MEZELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEZELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2015 Salı

Selanik-Kavala Gezi Yazısı

Birkaç haftadır hazır vizemiz de varken, otobüsle yapılan hafta sonu turlarına katılmak istiyorduk. Bu konuda çok da seçeneğimiz yok tabi :). Selanik-Kavala ve Bulgaristan - Sofya turlarını bulabildik. Ben birkaç yıl önce bir konferans için Selanik'e gitmiştim, ancak turistik bir gezi yapmadığım için tekrar gitme fikri cazip geldi. Tek sorun o hafta gidecek ekibin yeterli bir sayıya ulaşmasıydı ki bu konuda da şansımız yaver gitti :). Biz turla gittiğimiz için bu yazıda diğer yazılardan farklı olarak gezi planına uygun olarak yapılanlardan söz edeceğim. Yalnızca hafta sonu için yapılan bir gezi olduğundan cuma akşam saat 10:00'da otobüs Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden hareket etti. Normal şartlarda özel aracınızla çok daha kısa sürecek bir yol otobüs olmanın verdiği dezavantajla (kişi sayısı nedeniyle pasaport kontrolleri uzun sürüyor) sabaha kadar sürdü. Yeri gelmişken bir şey anımsatayım, bana birkaç kişi sorduğu için önemli görüyorum: Arkadaşlar Selanik turu vizeli! Vizesiz olduğu fikri nereden çıktı anlamadım ancak Yunanistan'a giriş Schengen vizesine tabi (transit geçişler için bilgim yok, turistik geziler bu şekilde).

Sabah Selanik'a girdiğiniz anda gezi başlamış oluyor, bu nedenle gece boyunca otobüste uyumaya bakın. İlk durağımız Aya Dimitros Katedrali oldu, Aya Dimitros Roma döneminde yaşamış olan Hristiyan ruhani bir lider ve öldürüldüğü yere adına kilise yapılmış. Aya Dimitrios kilisesi Selanik’in merkezinde, aynı ismi taşıyan caddenin üzerinde bulunmaktadır, ve şehrin en büyük katedralidir. Bu caddenin hemen devamında Türkler için önem arz eden Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev bulunmaktadır. Atatürk'ün evi aynı zamanda Türk Konsolosluğu olarak (aynı bahçe içinde) hizmet vermektedir. Herkesin gitmesi gerektiğine kanaat getirdiğim bir yer, mutlaka uğrayın derim.


Atatürk'ün evinden sonra şehrin panoramik bir turu yapılarak şehir içinde bulunan Osmanlı ve Bizans eserlerini görüyoruz. Buradan sonra Aristoteles Meydanı'na gidilerek otele gidip yerleşmeden hem öğle yemeği hem de alışveriş vb. için size birkaç saat serbest zaman veriliyor. Okunduğu şekliyle Aristo Meydanı şehrin kalbi, pastaneler, büyük caddeler (bu meydanı dik kesiyor), alışveriş yapılabilecek dükkanlar vb. hem bu meydana yakın şekilde konumlanmış. Selanik bir üniversite kenti olduğundan, sahil tarafındaki Kordon'da (İzmir'e çok benzeyen bir şerit var) gençlerin publarda eğlendiğini ve bu meydanın oldukça hareketli olduğunu zaten göreceksiniz.

Kordon'un sonunda Beyaz Kule adı verilen ve kulesine çıkılabilen bir yapı var. Oraya kadar kordon boyunca yürürseniz hem deniz kenarında keyifli bir yürüyüş yapmış olursunuz hem de değişik restoranlar keşfedebilirsiniz. Kentte harap vaziyette de olsa, Osmanlı döneminden kalan pek çok eser var, Hamza Bey cami, İmaret cami ve çeşitli hamamlar ve muhtemelen daha öncesinden kalan kapılar var. Panoramik turda otobüsle bu eserlerin yanından geçiliyor ancak turistik bakış açısında çok da tatmin edici olmadığını da söylemek lazım.


Birinci günün akşamında ünlü bir tavernaya yapılan taverna turu mevcuttu. Selanik tavernalar açısından çok zengin olduğundan, bu tura katılmanız zorunlu değil. Kendiniz de gözünüze kestirdiğiniz bir tavernaya gidebilirsiniz. Uzo ve mezeler hem çok lezzetli hem de çok uygun fiyata satılıyor. Denemek isterseniz Souvlaki adında ünlü bir Yunan yemeği var (muhtemelen Türk mutfağından alınmış) ancak bana sorarsanız Yunanistan'ın kendine özgü lezzetleri mezeler. Taze deniz mahsullerinden ve patlıcandan bol zeytinyağı kullanarak çok lezzetli mezeler yapıyorlar. Benim tavsiyem salaş bir tavernada bu Rum mezelerini tatmanız (jumbo karides, közde patlıcan, ahtapot, fava, ançüez tavsiyelerim arasında ancak diğer mezeleri sizin damak zevkinize bırakıyorum).

Ertesi gün otelden Kavala'ya doğru yola çıktık, yaklaşım 2,5 saat sürüyor bu yolculuk. Kavala daha küçük bir şehir olmasına rağmen denizle iç içe ve daha renkli bir görüntü sunuyor. Ancak Kavala halkı nedense Selanik halkı kadar sıcakkanlı veya Türk dostu değil, alışverişlerinizde bu durumu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Kavala'da en dikkat çekici yerler şehrin ortasından geçen su kemerleri ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın şu anda kafe olarak kullanılan imarethanesi olabilir. Hemen önünde kendisinin at üstünde heykeli de bulunmaktadır, Kavalalı Paşa'nın evi şehtin en tepe noktasında olduğundan, aşağıda doğru güzel bir şehir & deniz manzarası da mevcut. Burada bir Yunan kahvesi içebilirsiniz :).


Kavala'da yediğimiz yemeğin ardından (biz tadı damağımızda kaldığından yine taverna gibi bir yerde meze yemeyi tercih ettik) otobüsle yola devam ediyoruz. Tabi bu sırada hem hediye olması hem de kendinize almak amacıyla nefis Kavala kurabiyelerinden alabilirsiniz - ki mutlaka alın bence. Artık serbest zamanın az kalması nedeniyle, dönüş yolunda geçtiğimiz rotaları (İskeçe-Gümülcine-Dedeağaç) panoramik olarak görmekle yetinmek mecburiyetinde kaldık. Grup organizasyonlarında maalesef bu şekilde sonuçlar da ortaya çıkabiliyor. Akşama doğru İpsala sınır kapısından geçerek iki günlük kısa turumuzun sonuna gelerek vatanımıza giriş yaptık.

Bir konuda açık konuşacağım :). Selanik-Kavala turu için vize almakla uğraşmak fazla bir çaba gibi geliyor bana. Ama halihazırda Schengen vizeniz varsa, bir hafta sonunu burada değerlendirmek çok iyi bir tercih olabilir. En azından tavernada güzel bir gece eğlencesi için bile gidilebilir diye düşüyorum. Turların çok uygun fiyatlı olması da cabası! Kendinize bu hafta sonu güzel bir hediye verin, iyi eğlenceler!

20 Şubat 2015 Cuma

Mezeler - 2: Yoğurtlu Kabak ve Havuç Kızartması

Bugünlerde yemek yapmakla oyalanıyorum. Hem havaların çok soğuk olması hem de işten erkek çıkmış olmam evde daha çok vakit geçirmeme neden olduğu için bir faydası olur diye düşündüm :). Dün akşam yine iki çeşit meze hazırladım kendime, ama bu kez bol sarımsak kullandım. Sarımsak hem lezzet veriyor yemeklere hem de doğal antibiyotik olduğu söylentileri dolayısıyla soğuk havalarda tavsiye ediliyor. Özellikle kabakla yapılan mezeye o kadar yakıştı ki, sanırım bu akşam tekrar yapacağım. Fazla bekletmeden malzemelere geçelim, Yoğurtlu Cevizli Kabak:
1 adet orta boy kabak (kişi sayısınca arttırılabilir)
2 Kaşık zeytinyağı
3 kaşık yoğurt (süzme yoğurt olursa daha iyi olur)
Bir diş sarımsak
Bir avuç dövülmüş ceviz
Tuz ve karabiber

İlk olarak kabağı yıkayıp soyarak rendeleyin. Hemen akabinde zeytinyağı koyduğunuz tavaya alarak tuz ve karabiberi ekleyip orta ateşte suyunu çekene kadar pişirin (kabak suyunu hemen bıraktığı için rendeledikten sonra beklememekte fayda var). Bir kasede yoğurt, bir kaşık zeytinyağı, ezilmiş sarımsak ve dövülmüş cevizden sos hazırlayın ve pişen kabak ile bu sosu karıştırın (ben olmadığı için koymadım ancak ince kıyılmış bir miktar dereotu da koyabilirsiniz). Cevizle veya dereotuyla süsleyip servis yapabilirsiniz.

Yoğurtlu Havuca gelince... Hemen hemen aynı malzemelerle yapıyoruz:
1-2 adet havuç
Birkaç kaşık yoğurt
1 diş sarımsak
1 kaşık zeytinyağı

Aslında havucu da rendeleyerek hafifçe tavada soteleyip yoğurt - mayonez ile karıştırarak meze hazırlayabilirsiniz ancak ben bu kez farklı bir tarif denedim. Havucu dilim dilim doğrayıp, zeytinyağında hafifçe kızarttım. Akabinde kaseye alarak üzerine sarımsak-zeytinyağı-yoğurt ile hazırladığım sosu döktüm. Hiç meşakkatli bir tarif değil, yardımcı yemek olarak mutlaka deneyin. Nane ile süsleyip servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun!

19 Şubat 2015 Perşembe

Mezeler: Avokado ve Brokoli Salatası


Son zamanlarda yemek yapma isteğiyle doluyum nedense (her şey süpermarkette o avokadoyu görmemle başladı). Dedim ki kendi kendime, neden meze türü şeyler yapmıyorum ki? Hem çalışan ve vakti az olan kişiler için oldukça uygun hem de besleyici. Dolayısıyla küçük bir alışveriş yapıp dün akşam ilk mezelerimi yaptım. Birincisi tahmin edeceğiniz üzere avokado salatasıydı. Ben tek kişilik yaptığım için bir avokado kullandım ancak kalabalık bir aileniz varsa  var olan malzemeyi kişi sayısı kadar arttırabilirsiniz. Öncelikle malzemeler: 
Bir adet avokado
Bir avuç kadar iri dövülmüş ceviz
2 kaşık zeytinyağı
Yarım limon suyu
Tuz ve karabiber

Bu benim uyguladığım tarif ancak zevkinize göre baharatlar ve sarımsak ekleyebilirsiniz. Öncelikle avokadonun kabuğunu soyarak ortadan ikiye bölün ve yavaşça çekirdeğini çıkarın. Akabinde avokadoyu zevkinize göre çatalla ezin veya rendeleyin veya küp küp doğrayın (ben doğramak taraftarıyım). Minik bir kasede limon, tuz, karabiber ve zeytinyağından sos hazırlayın ve ceviz ile beraber doğranmış avokado ile karıştırın. Servis yapabilirsiniz :).

Diğer zeytinyağlı yemeği yapmak da oldukça kolay. Yoğurtlu brokoli, yıllardır benim en sevdiğim yemekler arasındadır, ama ilk defa kendim yaptım ve daha fazla sevdim. Bu kez -eğer seviyorsanız ve yemenizde bir sakınca yoksa- sarımsakla yapmanızı tavsiye ederim. Öncelikle malzemeler:
300 gr. brokoli (dilerseniz yarım kilo alabilirsiniz - iki kişilik olur)
1 kase yoğurt (süzme yoğurtla daha iyi olur)
Birkaç diş sarımsak (isteğinize göre)
Tuz
1 Limon suyu
3 kaşık zeytinyağı

Önce brokoliyi elinizle 3-5 parçaya bölüp yıkayın ve bir tencerede tuz eklediğiniz suda biraz haşlayın (çok haşlamanıza gerek yok). Zaten sebze olduğu için yenebilecek kadar haşlanması yeterli. Haşlanmış brokoliyi süzüp soğumaya bırakın ve sosunu hazırlayın. Sos için: Bir kasede yoğurdu, ezilmiş (veya minik minik doğranmış) sarımsağı, az miktar tuz ve zeytinyağını karıştırın. Bu sosu haşlanmış ve soğumuş brokoli üzerinde gezdirin ve dilerseniz 1 çay kaşığı kırmızı pul biberi (bu tamamen süs amaçlıdır) üzerine serpin. Böylece hem besleyici hem de oldukça pratik bir akşam yemeğiniz oldu, afiyet olsun!