SİNEMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİNEMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2015 Perşembe

Yeni Yıl Planları - 2015

Yeni bir yıla girdik. Geçtiğimiz yıl benim için pek çok güzel anının yaşandığı bir yıl oldu :) Pek çok açıdan çok huzurlu bir yıl geçirdim. 2015'ten beklentim aynı şekilde pek çok güzel başlangıcın yılı olması. Çok güzel haberler alarak girdiğime göre, umut ediyorum ki bütün senem müjdelerle geçecek. Herkesten farklı olarak ben burada yalnızca yeni yılda gerçekleştirmeyi düşündüğüm planlardan bahsetmeyeceğim, ayrıca 2014'ün bir değerlendirmesini de yapacağım (en azından değerlendirilebilecek ölçüleri dikkate alarak). bütün bir yıl düzenli olarak blog tuttuğum için geçtiğimiz yıl içindeki bazı kazanımlarımı kayıt altına aldım. Bu yöntemi kendisine uygun bulmayanlar olabilir ancak ben bu tarzı sevdim:

- Kitap bloguma 54 kayıt girmişim - birkaç tanesinin kitaplar hakkında olmadığı düşünülürse geçtiğimiz yıl haftada bir ortalamayla kitap okumuşum. 
- Sinema bloguma 53 kayıt girmişim - aynı şekilde ortalama olarak haftada bir film izlediğim düşünülebilir. 
- Bu bloga yazdıklarımdan gördüğüm kadarıyla, geçtiğimiz yıl daha önce gitmediğim 7 yere gitmişim (7 gezi yazım var), 3 yeni yemek öğrenmişim (tarifleri yazılıdır) ve pek çok resim & fotoğraf sergisi gezmişim. 

Bence hiç fena değilim :) 2015 için hedeflerim:

- Daha fazlasına gerek yok, yine haftada bir kitap okuma fırsatım olsun.
- Daha fazla tiyatroya gitmeye çalışacağım, geçtiğimiz yıl birkaç kere gitmişim sadece.
- Resim & fotoğraf sergilerini gezmeye devam edeceğim ve resim kursunu aksatmayacağım (2 adet yağlı boya tablo yapmayı planlıyorum bu yıl)
- Yüksek lisansa başlamayı istiyorum, muhtemelen kendi alanımda olacak. 
- Yemek veya makyaj kursu gibi değişik ve eğlenceli bir kursa gitmeyi istiyorum.
- Bu yıl da en az 2 kere yurt dışına çıkmak istiyorum, İstanbul'u daha fazla keşfetmek istiyorum. 
- Güzel haberler almaya devam etmek istiyorum (bu benim elimde değil ama Allah'tan dileğim huzurumun bozulmaması)
- Biraz daha kontrollü olmak istiyorum (hangi alanda diye sormayınız, birkaç alanda işte).

Hayallerimi gerçekçi kurduğum için gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum, yeter ki fırsatım ve sağlığım yerinde olsun. Ben çalışmalara başladım bile, siz ne alemdesiniz? Herkese mutlu yıllar dileğimle! Sevgiler :). 

28 Mart 2013 Perşembe

Mahmut ile Meryem

Bu filmin tanıtımını ilk gördüğün andan beri merak etmekteydim. Sonunda izleyebildim. Elçin Efendiyef'in "Mahmut ile Meryem" kitabının senaryolaştırılmış hali ve duyduğum kadarıyla kitap çok daha başarılıymış. Doğu mitolojisini okumayı seven biri olarak gözlemim bu filmde bildiğimiz Doğu aşklarından ve hikayelerinden bol bol izler bulabileceğiniz yönünde. Hikaye, klasik bir hikaye aslında, Azeri Han'ın oğlu Mahmut ile Hristiyan keşişin kızı Meryem'in imkansız aşkları. Beni en çok meraklandıran kısmı, hikayenin 16. yy'da Azerbaycan'da geçiyor olması. Onun dışında farkındaydım zaten bildiğimiz imkansız aşk hikayesi olacağının :). Film iyiydi hoştu da, bazı sahnelerin yine gereksiz uzun tutulduğu yönünde eleştirim olacak. Mahmut'un 5 dakika Meryem'in yüzüne bakmasına gerek yoktu mesela, 5 saniye baksa yeter, biz anladık aşık olduğunu :). Filmde fantasik ögeler de vardı, ormanda yaşayan ve yüzlerine bakan insanlara saldıran cinler (Game of Thrones'daki ak gezenlere benziyorlar), Mahmut'un doğa üstü sezgileri ya da büyülü giysiler gibi. Ben fastastik ögelerden çok hoşlanırım. Bu yönüyle filmi sevdim. Filme biraz korku unsuru verse de, heyecanını yükseltti aslında. Çok güzel bir film değil, ancak vaktiniz varsa tavsiye ederim. Ayrıca, Aras Bulut'un oyunculuk performansı da çok başarılı. İyi seyirler.

18 Mart 2013 Pazartesi

Romantik Komedi - 2

Dünyanın en gereksiz filmi bile olabilir :). Aslında Profilo'ya "Mahmut ile Meryem"i izlemek için gitmiştim ama 22 Martta vizyona giriyormuş o sebeple biraz eğlenceli zaman geçireyim diye düşünerek bu filme girdim. Komik olmasına komik ama başka? Biraz zaman kaybıydı açıkçası. Çok hayatın içinden sıradan kızların ve sıradan erkeklerin hayatı aslında. Onları bu film için ilginç yapan tek şey zengin olmaları mı?
Evlilik meraklısı kızlar, evlilik sorunları, bildiğiniz çapkın bir erkek, sıradan sorunlar, sıradan kıskançlıklar ve sıradan çözümler. Yanlış anlaşılmasın tabi, sıradan insanlar da film ve kitaplara konu olabilir. Ama sanırım ben sıradışı olanı tercih edenlerdenim ki sıkıldım.
Oyunculuk konusunda hiç yorum yapmayayım ben. Kötü olduğunu düşündüğümden değil, zaten yeterince yapıldı o sebeple :). Vaktiniz sizin için değerliysei pek tavsiye etmiyorum bu filmi. İzlemek isteyenlere iyi seyirler.

19 Şubat 2013 Salı

Fundamentals - Cem Yılmaz

Bu haftasonu Cem Yılmaz'ın son gösterisini izledim (sinema gösterimini tabi ki). Çok beğendim, gerçekten çok başarılı. Türkiye'de stand-up çıtası sayesinde çok yukarıda.
Cem Yılmaz'ın hayat tecrübesinin çok fazla olduğu anlaşılıyor. Bunun sebebi de sahip olduğu gözlem yeteneği. Türk insanının tuhaf alışkanlıklarını çok iyi gözlemliyor ve bunu komik bir dille aşağılamaya kaçmadan eleştiriyor. Eleştirirken aslında bu toplumun parçası olarak bu davranışları farkında olmadan kendisinin de yaptığını belli ediyor bazı yerlerde. Çok da pratik zekalı bir adam, bazı esprilerini daha önce düşünmeden o an var olan bir olaya göre üretiyor. Hala izlememiş olan yoktur diye tahmin ediyorum ama biraz hoş vakit geçirmek isteyenler için kaçırılmayacak bir gösterim.

15 Şubat 2013 Cuma

Hükümet Kadın

Bu filme de merak ederek gitmedim. AVM'de olduğum zamana en uygun film buydu. Bu aralar spontan kararlar veriyorum biraz. Filmin ilk yarısında biraz güldüm. Ama ikinci yarısı da baya sıkıldım diyebilirim. Zira benzer espriler veya gereksiz uzatılan sahneler vardı. Belki de Demet Akbağ benim beklentimi yükseltmişti, o sebeple biraz hayal kırıklığına uğradım. Hatta salonda ikinci yarıda çıkan insanlar oldu, benim zamanım olduğu için kalmayı tercih ettim ancak yanımda bana çıkalım diyen biri olsaydı sanırım ben de çıkardım. Film, tahmin edildiği üzere Güneydoğu'da bir ilçeye (1956 yılı) bayan bir belediye başkanı seçilmesini (seçim şaibeli :) ) ve bu başkan hanımın icraatlerini konu alıyor. Mesaj vermek için biraz fazla kasmışlar sanki, her beş dakikada bir bu ülkenin bir sorunu ön plana çıkarılıyor ve mesaj verilmeye çalışılıyor. Dolayısıyla, toplamda Türkiye eleştirisi bir film ancak ne kadar mesaj versek kardır peşine düşmek filmi biraz sıkıcı yapmış bence. Zamanınız değerliyse bu filme gitmenizi pek tavsiye etmiyorum.
Filmde en sevdiğim replik :
-Ulan karıdan belediye reisi mi olur ?
-Aha (elinde Anayasa var), Atatürk olur diyor ahaa!!

5 Şubat 2013 Salı

Hansel ile Gretel

 
Bu haftasonu biraz da zaman geçirmek amacıyla sinemaya gitmek istedim. Biraz film afişlerinin önünde dolaştıktan sonra zamanının da uygun olması sebebiyle tercihimi Hansel ile Gretel'den yana kullandım. O bildiğimiz klasik masal ile başladı hikaye. Babaları Hansel ile Gretel'i gece karanlıkta götürüp ormana terk etti. Çocukken okuduğumuz masallarda babayı bunu yapmaya iten bir kötü üvey anneden bahseder. Denir ki, Grimm Kardeşlerin bu masalının ilk baskılarında babayı ikna eden kişi gerçek anneleridir. Sebebi de, bu masalın yazıldığı dönemde Avrupa'da hüküm süren açlık ve sefalet. Bu sebeple çok fazla ailenin çocuklarını ormana terk ettiği söylenmektedir. Ancak, ilerleyen zamanlarda, çocukların masaldan rahatsız olmamaları için bu durum kötü kalpli üvey anne olarak değiştirilmiş.
Filmde ormana terk edilen çocuklar -neden terk edildiklerini daha sonra anlıyoruz- şekerden yapılmış o meşhur kulübeyi bulurlar. Kendilerini içeri alan yaşlı cadı, masaldan da bildiğimiz üzere çocukları yemek istemektedir. Ancak çocuklar onu bir şekilde öldürmeyi başarırlar ve aradan yıllar yıllar geçer. Bir bakmışız ki, Hansel ile Gretel, Avrupa'da cadı avının yapıldığı dönemde cadı avcısı oluvermişler. Film boyunca onların cadı avı sırasında yaşadıkları maceraları, zorlukları ve geçmişleriyle bir şekilde yüzleşmelerini izliyoruz. Aslında ormana terk edilen çocukların sonu klasik masala göre daha iyi işlenmiş. Ben kurgu açısından çok başarılı buldum. 3 boyutlu izlemeye değer miydi bilmiyorum, zira ben diğer türlü tercih ederdim, gözlükten rahatsız oluyorum :).