Dün gece Taksim'e komisyon toplantısına gitmeden önce aklımda Gerekli Şeyler'e uğramak vardı. FRP zar alacaktım kendime (yandaki resimde gördüğünüz gibi). Ancak Taksim'deki kapanmış ve Atlas pasajı da dahil her yerde aramama rağmen bir zar seti bulamadım. Zarlar FRP (RPG - Role Playing Game de denebilir) oynarken karakterler önemli bir hareket (kapı açmak, savaş - saldırı vb.) yapacaksa, nasıl sonuçlandıracağını belirlemek için yapılan oyuna heyecan katmakta işe yarıyor. Biz geçmişte genelde 20lik (d20) ve 100'lük zarla oynamıştık, en sevdiğim zar o, bu nedenle yandaki grupla oynamaya biraz zorlanabilirim (iyi bir DM - Dungeon Master lazım). DM (GM - game master da denebilir) gerçekten iyiyse zara bile gerek yoktur zira :). Taksim'de bulamayınca mecburen zar olayını sonraya erteledim, zira sadece Kadıköy'de bulabileceğim gördüğüm kadarıyla.
FRP temelde oyun yöneticisinin, DM, kendi kafasında oluşturduğu fantastik dünyada bir karakter seçerek DM'in yönlendirmesiyle oynanan bir oyun. DM oyunun, yani o fantastik dünyanın "Tanrı"sıdır. Her ne kadar, bazı aksiyonlar zar atmak suratiyle oyuncunun ("O") şansına bırakılsa da (Kader gibi düşünün), son söz hep DM'indir (DM'le iyi geçinin, sizi süründürebilir). Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan bu oyun, zamanla bir tutku halinde dönüşebiliyor. Biraz daha uzmanlaştığınızda kostümlü oyuna da geçebiliyorsunuz (cosplay).
İşin güzel tarafı var, bir sinema filmi izlediğinizde, hikayeyi ne kadar çok sevseniz de, ona müdahale edemezsiniz. ancak FRP oynarken, kendinizi bambaşka bir dünyanın içinde, yaratılan hikayenin hem izleyeni hem yaratanı olarak bulursunuz. Rol yapma oyunları sosyal etkileşimi arttırıp kendinize güven kazanmanıza çok yardımcı olacak, denememiş olanlara çok tavsiye ederim (Bilgisayar oyunlarına aşina olanlar konsepti rahatlıkla kavrayabiliyor. Ben bilgisayar oyunu oynamayanlardanım).
FRP temelde oyun yöneticisinin, DM, kendi kafasında oluşturduğu fantastik dünyada bir karakter seçerek DM'in yönlendirmesiyle oynanan bir oyun. DM oyunun, yani o fantastik dünyanın "Tanrı"sıdır. Her ne kadar, bazı aksiyonlar zar atmak suratiyle oyuncunun ("O") şansına bırakılsa da (Kader gibi düşünün), son söz hep DM'indir (DM'le iyi geçinin, sizi süründürebilir). Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan bu oyun, zamanla bir tutku halinde dönüşebiliyor. Biraz daha uzmanlaştığınızda kostümlü oyuna da geçebiliyorsunuz (cosplay).
İşin güzel tarafı var, bir sinema filmi izlediğinizde, hikayeyi ne kadar çok sevseniz de, ona müdahale edemezsiniz. ancak FRP oynarken, kendinizi bambaşka bir dünyanın içinde, yaratılan hikayenin hem izleyeni hem yaratanı olarak bulursunuz. Rol yapma oyunları sosyal etkileşimi arttırıp kendinize güven kazanmanıza çok yardımcı olacak, denememiş olanlara çok tavsiye ederim (Bilgisayar oyunlarına aşina olanlar konsepti rahatlıkla kavrayabiliyor. Ben bilgisayar oyunu oynamayanlardanım).
