Bu hafta sonu Pera Müzesi tarafından da ev sahipliği yapılan 15. İstanbul Bienali'ni ziyaret ettim. Daha önce Pera Müzesi'ne gitmiştim, hatta Oryantalist Resim Koleksiyonu başlıklı yazıda size burada sergilenen bazı eserlerden (özellikle Osman Hamdi) bahsetmiştim (Tıklayınız). Üzerinden uzun zaman geçtiği için Bienal amacıyla aynı zamanda Pera Müzesi'ni ikinci kere ziyaret etmiş oldum. Bu arada Pera Müzesi'nin girişi ücretli (20 TL) ancak Bienal kapsamında hem müze hem de serginin girişi ücretsiz olduğundan bu fırsatı mutlaka değerlendirin derim. Bienal 12 Kasım'a kadar devam edecek, bir fırsat yaratın :). Bu arada Bienal birden fazla mekanda yapıldığından, en azından İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'na da giderek bir kısmını tamamlayabilirsiniz. Bu arada eğer Bienale gidecek zamanınız olmasa da başka gün mutlaka Pera Müzesi'ni ziyaret edin, Kütahya Çini ve Seramiklerinde Kahve Serüveni (Kahve Molası) ve Osman Hamdi koleksiyonunu mutlaka görün.
Bu hafta sonu İstanbul Modern Sanat Müzesine bir vesile ile gittik. "Geçmiş ve Gelecek" sergisi var bu aralar (birkaç tane daha var ama biz buna odaklandık). Üzerinde durup düşündüğümüz, hepsinin önünde tek tek durup "Acaba ne anlatmaya çalışıyor?" diye düşünüp açıklamalarını okuduğumuz için aşırı uyarılmaya maruz kaldık :). Bu nedenle, diğer sergilere gereken önemi veremedik. Geçmiş ve Gelecek (Past and Future) sergisinin katalogda yer alan açıklaması: "Yeni koleksiyon sergisiyle İstanbul Modern, kronolojik bir akışla Türkiye'de üretilen modern ve çağdaş sanatın ilk günden bugüne geçirdiği dönüşüme referans verirken, geleceğin yaratıcı ifade alanlarının faydalanabileceği birikime de işaret ediyor." Sergide en çok dikkatimizi çeken eser Sabire Susuz'un "Alışveriş" isimli eseriydi. Aşağıda fotoğrafını da göreceğiniz üzere, bu eser marka giysilerin etiketlerinden oluşturulmuş bir köpekbalığı:
Etiketleri bez üzerine toplu iğne ile iliştirmiş. Böylece "tüketim alanında markalaşma" alegorisi, üzerimizde bir iğne ile tutturulmuş olan etiketlerin tek hareketle düşebileceği ve geriye sadece beyaz, kişiliksiz bir kumaş parçası kalacağı mesajıyla anlatılmış. Bir de aşağıdaki eseri sevdim, iki kişinin tek bir bütün olmasını anlatıyor:
İlk olarak ziyarete 2004 yılında açılmış olan İstanbul modern, Karaköy limanında, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Tophane-i Amire arasında yer almaktadır (4 numaralı Antrepo). Türkiye'nin ilk modern sanat müzesine aslında hava güzel iken (bahar yaz aylarında) gitmekte fayda var zira balkonunun manzarası harika. Biz bu haftasonu havanın bulutlu olması sebebiyle pek faydalanamadık. İnternet sitesine bakmak isterseniz: