28 Nisan 2014 Pazartesi

Adolf - BoSahne

İngiliz oyun yazarı Pip Utton'un yazdığı "Adolf" oyununa bu hafta gitme fırsatı bulduk. Uzun zamandır tiyatroya gitmediğim için biraz heyecanlandım açıkçası. Oyunda Adolf karakterini canlandıran Burak Sergen'in gerçekten iyi bir iş çıkardığını söyleyebiliriz. Oyunda Hitler'in sığınağındaki son on iki saati anlatılıyor ve yalnızca bir oyuncu var. Muhtemelen bu sebepten, Burak Sergen'in izleyicilerin dikkatini toplamak için çok çaba harcaması gerekiyor. Elimden geleni yapmama rağmen bazı yerlerde sıkıldığımı itiraf etmek zorundayım. Yine de seyirciyi de oyuna davet etmek veya bazen izleyicilerin arasına gelmek suretiyle oyuncu da elinden geleni yaptı. İşin güzel tarafı, salonun dolu olmasıydı. Oyun hala devam ediyor mu bilmiyorum ancak biletler Biletix'ten veya oyunun sahnelendiği Cihangir'deki BoSahne'den alınabilir. İlgisini çekenlere iyi eğlenceler!

İngiliz yazar, yönetmen, oyuncu Pip Utton’ın bu oyunu Avrupa’da çok ses getirdi, yılın oyunu seçildi. Oyunda “Kavgam” ve “Vasiyetname”nin ortaklaşa birleştiği bir dramaturji yapmış Pip Utton. Çok güzel bir harmanlama olmuş. Hitler’in sığınaktaki son 12 saatini anlattığı için de çok enteresan bir oyun. Artık halüsinasyonlar görmeye başlıyor, iğnelerle ayakta duruyor...

24 Nisan 2014 Perşembe

Asi'deki Antakya

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde (ANAMED) 28 Şubat - 20 Nisan tarihleri arasında "Asi'deki Antakya, Mozaikler Şehrinde İlk Araştırmalar" sergisi düzenlendi. Antakya'da yapılan ilk arkeolojik kazının fotoğraflarının yayınlandığı sergide, bir taraftan Antakya'nın tarihine (çalışan işçilerden bile yola çıkabilirsiniz) ait bilgi edinebilirsiniz. Ancak her fotoğrafın yanında yer alan bilgilendirme notunda, pek çok eserin İngiltere'de veya başka bir yerde sergilendiğini görmek de üzücüydü. Bizim elimizde yalnızca kazı fotoğrafları kalmış gibi... Kaldı ki fotoğraflar bile (kazı günlükleri) Princeton Üniversitesi Sanat ve Arkeoloji Bölümü'nün Antakya arşivinden alınmış (bir de video var tabi). Pek çoğu bugün tamamen değişmiş kıyafet tarzları, sokak manzaraları ve peyzajı belgeleyen görüntüler, 1930'lardaki Antakya kent yaşamını yansıtıyor. ANAMED kolay yerde, İstiklal Caddesi üzerinde, Galatasaray Lisesi'ni geçince (tünele doğru) sağda. Her zaman görülecek bir şey vardır, iyi eğlenceler!




21 Nisan 2014 Pazartesi

Tomaszewski'den Afişler - SALT



Resim Kursundan sonra veya İstiklal Caddesine yolun düştüğünde mutlaka Salt'ta bulunan sergileri ziyaret ederim. Bu kez, İstiklal Caddesindeki sergi salonunun giriş katında 18. İstanbul Grafik Tasarım Günleri kapsamında Tomaszewski'nin afişlerinin sergisini görme fırsatı buldum. II. Dünya Savaşı sonrasındaki Polonya Afişi Ekolünün öncü temsilcilerinden Henryk Tomaszewski'nin yüzüncü doğum yıldönümü anısına düzenlenen sergide hem Tomaszewski'nin afişlerinden hem de akadmeideki öğrencilerinin üretimi olan afişlerden oluşan bir arşiv yer alıyor. Sergi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Tasarım bölümü ve Polonya'nın İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ize üdzenlenmiş. Sergi 18 Mayısa kadar devam ettiği için gitmek için hala vakit ayırabilirsiniz. İyi eğlenceler!


Polonyalı afiş tasarımcısı, illüstratör ve akademisyen Henryk Tomaszewski (1914-2005), 1934-1939 yıllarında Varşova Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından Varşova'da serbest tasarımcı olarak çalışmaya başladı. İşlerinde güçlü bir mizah duygusunu keskin bir yalınlıkla birleştiren sanatçı, afişler, kitap kapakları, illüstrasyonlar ve sahne tasarımları yaptı. 1955'ten itibaren 30 yıl boyunca Varşova Güzel Sanatlar Akademisi'nde grafik tasarım dersi verdi. Polonya afiş ekolü üzerinde belirgin bir etki bırakan Tomaszewski, ulusal ve uluslararası birçok afiş bienalinin yanı sıra 1963 São Paulo Bienali ile 1965 Leipzig Kitap Fuarı'nda ödül aldı; 1975'te Londra'daki Royal Society of Arts tarafından "Endüstriyel Tasarımda Onursal Kraliyet" nişanına layık görüldü. 

16 Nisan 2014 Çarşamba

Lotte Matcha

İnternet'te takip ettiğim bloglardan birinde manga çekilişi ve lotte matcha karamel çekilişine katıldım. Aslında amacım bira eğlence ve mümkünse manga kazanmaktı. Karamel aklımdan geçmemişti. Bana çıktığını öğrendiğimde ve adresime ulaştığından büyük bir keyifle tadına baktım (yeşil çaylı tuzlu karamel olarak biliniyor). Egzotik bir tadı olsa da pek sevmedim açıkçası :). Gelenekçi bir anlayışım var belki de, geleneksel tatların dışındaki tatları yadırgıyorum galiba. Lotte Matcha Green Tea Sasha Chocolate is a nice and delicious new treat from Lotte Japan, combining rich Matcha Green Tea flavored chocolate with yummi milk chocolate. Bir yerde karşılaşınca denemeye değer! Bununla beraber, mangayı elde edememenin hüznünü hala yaşıyorum...

8 Nisan 2014 Salı

Sakura Season

Sakura is a cherry blosson which is the flower of any several trees of genus (particularly the Japanese Cherry). In Japan, cherry blossoms symbolize clouds due to their nature of blooming gregariously, besides being an enduring metaphor for the ephermeral nature of life, an aspect of Japanese cultural tradition that is often associated with Buddhistic influence. Every year the Japanese people celebrate "Sakura Season" (Hanami Festivals). The blossoming begins in South part of Japan and typically reaches the north (Kyoto and Tokyo) at the end of March or the beginning of April. Hanami festivals celebrate the beauty of the cherry blossom and for many are a chance to relax and enjoy the beautiful view. Earth is waking up anywhere in the world in spriang season. So, why don't we celebrate sakura season here? My town is filled with beautiful cherry blossoms nowadays. This inspires me to go to Japan one day. Visiting Japan during the sakura season must be a memorable experience. When do cherry blossom flower in Japan?

26 Mart 2014 Çarşamba

Hasan Kırdı Resim Sergisi

Hasan Kırdı'nın resim sergisini Ziraat Bankasının Tünel Sanat Galerisinde ziyaret ettim. Bugüne kadar elli beş sergi açtığını öğrendiğim Hasan Kırdı'nın resimlerinde empresyon etkileri görülmektedir. Genel olarak kırsal hayatın (en çok da sahil kasabaları ve deniz temalı) gündelik yaşamı resimlenmiş. Muhtemelen, Antalya'lı olduğu için denizi konu alan resimleri bu kadar fazla. Eserlerin büyük çoğunluğu sulu boya ile yapılmış, eğlenceli bir sergi, vakti olan ve resimden hoşlanan herkese tavsiye ederim. İyi eğlenceler!






22 Mart 2014 Cumartesi

Oğuz Dilmaç Resim Sergisi (Ağaç ve Yaprakları)

Ressam Oğuz Dilmaç'ın değişik bir tarzı olduğu resimlerden de anlaşılıyor. Aslında her resimde farklı bir tema anlatılmak isteniyor ancak hepsine zaman ayıramıyorum maalesef. Ayrıca bu tür soyut çalışmalarda insanların bilinçaltı eserin algılanışını etkilediğinden benim bu resimlerde gördüğüm ile benden başka hiç kimsenin gördükleri bir olmayacak. Yandaki tabloya bakın, mor renkli olana. Ben bu tabloda "yaklaşık 40 metre derinlikteki denizin dibini" görüyorum. Bu da baktıkça üzerinde baskı yaratıyor :). Malum bu derinlikte 5 bar basınç var. Ya da aşağıdaki sarı tablo, bir çöl rüzgarı olmasın? Ya da yeşil olan, insan girmeyen bir ormanın ortasında yeşil perilerle dolu bir gölün tatlı su balıklarıyla dolu dibi olabilir mi? Kırmızı olan da magma, bir kraterin engin içi? Herkes farklı bir şey görecek eminim. Ama ben kendi gördüklerimde bir ortak nokta buldum: Hepsi doğanın bir parçası (deniz, göl, lav veya çöl). Bu durumda sergi tanıtımında yazan  doğa içinde yaşayan insanın doğadan bağımsız düşünülemeyeceği amacına ressam ulaşmıştır diyebiliriz. İnsan bir yandan kendisini doğanın dışına düşünsel olarak çıkarabilirken diğer yandan da kendisini doğanın bir içeriği olarak da görmektedir. Aslında sergi de "ağaç ve yaprakları" anlatılmak istenilmişse de, ben de kendi görüklerimi anlatırım :). Sergi 28 Marta kadar Tünel Sanat Galerisi alt salonda devam edecek. İyi eğlenceler!



















http://www.istanbul.net.tr/Etkinlik/sergi/oguz-dilmac-resim-sergisi/48614/15

17 Mart 2014 Pazartesi

Doğum Günü Kutlamaları


Bu hafta bir gün benim doğum günümdü ve ummadığım şekilde bu yıl inanılmaz bereketli bir kutlu doğum haftası geçirdim :). Doğum günümde bana yapılan muhteşem sürprizin ardından bir sonraki gün ev arkadaşımla, ertesi gün AB Hukuku Komisyonuyla ve ertesi gün sevgili arkadaşlarımla ve hafta sonu da ailemin İstanbul parçasıyla kutlamalar yaptık. Bu kez  2014'ün benim yılım olduğuna inandım (yıldız falında çıkmıştı da mevzu bu değil) :). Aslında söylemek istediğim şuydu: Yıllar önce okuduğum bir kitap vardı, Bir Çift Yürek. Marlo Morgan'ın Avustralya'nın çölünde yaptığı üç aylık bir yolculuğu anlatıyordu ki Marlo Morgan bu yolculukta kendini geliştirerek pek çok şey öğreniyordu. Bu kitapta bir bölümde Aborjinlerin doğum günlerine ilişkin bir yorumları vardı: "Aborjinler neden diğer insanların doğum günü partilerini kutladıklarını bir türlü anlayamamışlardır. Onlar daha mükemmel olmayı kutlarlar. Eğer geçen yıla göre daha iyi, daha bilge olunmuşsa, bu kutlanacak bir şeydir. Ve bunu ancak sen bilirsin ve kutlama partisinin ne zaman olacağını kendin söylersin!" Bu kez anlatılmak istenileni anlayarak (belki de çeyrek asır olduğum içindir) yalnızca yaş almayı değil, tüm ön yargılarımı geride bıraktığım ve yeni dersler aldığım yeni bir "bilişyılını" kutladım. Sordum kendi kendime, şu geride bıraktığım bir yıl bana ne kazandırdı? Bir önceki yıla göre gerçekten olgunlaşmış mıydım? Evet, bu sorulara verilecek sayfalarca yanıtım olduğunu fark ettiğim için bu yıl pastanın mumlarını yeni yaşımın bana kazandıracaklarından ziyade, doldurduğum yaşın bana kazandırdıkları için üfledim. Ama şunu biliyorum, bir şeyi gerçekten istiyorsam, o şey olacaktır, yalnızca şikayet etmeyi bırakıp onun için yapabileceklerimi yaptıktan sonra! Bu nedenle mumları üflerken kendim için iyi dileklerde bulunmayı da ihmal etmedim. Hepinize farkındalık dolu bir yıl dilerim. Son söz; unutmayın ki Aborjin takviminde doğum gününüz yılda bir kez değil...

6 Mart 2014 Perşembe

Karma Resim Sergisi

Bu hafta sonu resim kursundan sonra mutlaka uğradığım Ziraat Bankasının Tünel Sanat Galerisinde karma resim sergisini ziyaret ettim. Karma resim sergisini bu sanat galerisinde ilk kez gördüm zira hep bir ressamın tüm eserleri sergilenirdi. Bu kez yedi ayrı ressamın (Sanırım biri Alman) birbirinden farklı tekniklerle yapılan (akrilik, toz boya, yağlı boya) tablolarını izleme fırsatı bulacaksınız. Ben en çok toz boya ile yapılan yandaki armutları ve Simone Schoepe'nin eserlerini beğendim ki bir kısmını aşağıda görebilirsiniz. Sergi 7 Marta kadar devam edecek ilgisini çekenlere gitmelerini tavsiye ederim. Zaten sanat galerisinin nerede olduğunu biliyorsunuz. İyi eğlenceler!






25 Şubat 2014 Salı

Poligon'da Temel Atış Eğitimi

Bir arkadaşın fikir vermesiyle temel atış eğitimi almak ve bu tehlikeli oyunu da tecrübe etmek için bu hafta sonu ISAV Atış Poligonuna doğru yol aldık. ISAV'a gitmek kolay, herhangi bir metrobüs durağından Küçükçekmece'ye doğru gideceksiniz, hemen ana yol üzerinde zaten göreceksiniz. İçeri girdiğinizde sizi dev bir silah mağazası bekliyor olacak ki içeride neredeyse yok yok! Boy boy adını ve cinsini bilmediğim silahlar, tüfekler, kamp malzemeleri, kamuflajlar, küçük tehlikeli oyuncaklar şık bir şekilde sergilenmiş. Mağazayı müze gibi de gezebiliyorsunuz. Sonrasında alt kata doğru silah sesini takip ettiğinizde sizi bir görevli karşılıyor ve silah atışı için ayarlanan dev salona giriyorsunuz. Burada 22 kalibrelik bir silahla önce temel bir atış eğitimi alıyorsunuz (5-10 dakikayı geçmez, zaten zor bir oyuncak değil) akabinde size verilen mermi kadar uzaklığı ayarlanan hedefe ateş ediyorsunuz. Benim sonuçlarım oldukça başarılıydı  (kırmızı ve sarı alan ağırlıkta) ancan beraber gittiğimiz arkadaşım hedefin asılı olduğu demiri vurduğu için daha başarılı olduğunu iddia etti :) Farklı bir deneyim yaşamak isterseniz, siz de bir deneyin derim. İyi eğlenceler!



23 Şubat 2014 Pazar

Wizards of İstanbul - FRP Convention

KuFRP'den haber beklerken Wizards of Istanbul'un 22 Şubatta bir etkinliği olduğunu öğrendim. Bildiğiniz üzere Wizards of Istanbul ara ara böyle etkinlikler düzenliyor ve FRP severler kapatılan bir mekanda gönlünce fantastik diyarlara yol alıyor (Oyunlara katılmak isterseniz Wizards of Istanbul'un internet sayfasından açılan oyun masalarına kayıt yapabiliyorsunuz). Bu etkinlikte (Kızgın Masa) çeşitli temalarda masalar açılmıştı (gelecekte geçen veya Savages gibi). FRP konusunda engin bir bilgiye sahip olmadığım için bana en yakın olan "Dead Man's Chest" masasına kaydoldum ve bu cumartesi günü kendime fantastik bir hikaye armağan ettim :). Bu oyunda akli dengesi pek yerinde olmayan bir büyücünün maceracılar loncası aracılığıyla kiraladığı karakterlerden biri olarak fantastik bir evrene girişi yaptık. FRP oyununa ilginiz varsa veya bir şekilde tanımak istiyorsanız bu siteyi bir takip edin derim! İşin en güzel tarafı yeni insanlarla tanışmak. Daha önce söylediğim gibi, dünyanın merkezinde olmadığımızın farkına vararak bencilliğimizden uzaklaşmak, bizden bağımsız akıp giden şu hayatı görmek ve hayat denen okyanusta yalnızca bir damla olduğumuzu başkaların hikayelerinden öğrenmek... Yeni oyunlarda görüşmek üzere!

İlginizi çekebilir:

http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2013/11/raistlin-majere-dragonlance.html

http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2013/10/fantastik-rol-yapma-oyunu-frp.html

10 Şubat 2014 Pazartesi

Aklın Uykusu (The Sleep of Reason)


Resim kursunda çıktığım yakın olması sebebiyle Arter'e mutlaka uğrarım. Bu kez yine ilginç bir sergiye ev sahipliği yapmış: Aklın Uykusu (The Sleep of Reason). Sergi Marc Quinn'in 1999 yılından bu yana ürettiği otuzdan fazla eseri (bir kısmını resimlerde görebilirsiniz) ziyarete açmış. Sizin de gördüğünüz üzere, eserlerde farklı malzeme ve teknikler kullanılmış. Sergi tanıtımında yazdığı kadarıyla serginin adı, Goya'nın "The Sleep of Reason Produces Monsters" başlıklı gravürden esinlenilerek konulmuş. Gravürün başlığından esinlenilerek adlandırılan sergi "aklın uykusunu" bir yandan varoluşun ve yok oluşun, öte yandan hayat ve sanatın birbirlerini beslediği bir geçiş ve etkileşim alanı olarak kurgulamış.

Aşağıdaki dev deniz kabuğu "Dünyanın Kökeni" olarak adlandırılmış ki içindeki omurgasız canlılardan dolayı bu şekilde yorumlandığını düşünüyorum. Yine de daha önce gördüğüm ünlü bir tablo vardı, dünyanın kökeni gibi bir adı olan ve bir vaginanın resmedildiği. Sanırım bu tablo daha başarılı! Ancak "Yaşam Nefes Alıyor" (aşağıdaki kapüşonlu heykel) ve "Başlangıç" / "Son" eserlerini kendimce başarılı buldum. Sonuçta ben bir sanat eleştirmeni değilim elbette ancak güneşin doğuşu ve batışıyla birlikte yaşam ve ölüm deneyimlenmiş (aşağıdaki tablo). Serginin tanıtımında çok daha güzel açıklamalar yer alıyor. Vaktiniz varsa mutlaka bir gidin derim. 8 Şubatta başlayan sergi 27 Nisan 2014 tarihine kadar devam edecek (Arter'in nerede olduğunu biliyorsunuz). İyi eğlenceler!