EĞLENCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EĞLENCE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2016 Cuma

Yeni Yil Planlari - 2016


Geçtiğimiz yıl yeni yıla girerken bir önceki yılı değerlendirip 2015'te yapmayı planladığım aktiviteler hususunda bir yazı yazmıştım. Bu yazıları rutine dönüştürmeye karar verdim, çünkü böyle olunca kendim için daha çok şey yaptığımı fark ettim :). 2015 yılı benim için oldukça güzel geçti, hem hayatım pek çok açıdan düzene girdi hem de çok huzurluydum. Umarım bu yıl da böyle geçer :). Düzenli olarak bloglara kendimle ilgili kayıtlar girdiğim için (bir anlamda günlük gibi düşünüyorum bloglarımı) geçtiğimiz yılın değerlendirmesini daha rahat yapabiliyorum. 2015 yılında yaptığım kazanımlarım:

- Kitap bloguma 51 kayıt girmişim, bu durumda haftada bir kitap okumak şeklinde bir tempom olduğunu söyleyebilirim: http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/

- Sinema bloguma 70 kayıt girmişim, bu durumda ayda yaklaşık altı film izlemişim diyebilirim. http://sinemubi.blogspot.com.tr/

- Bu blogda yazdıklarıma bakılırsa, geçtiğimiz yıl daha önce detaylı şekilde görmediğim 7 yere gitmişim (Eskişehir, Van, Amsterdam, Gaziantep, Münih, Salzburg, Selanik-Kavala gazi yazıları), 3 kere yurt dışına çıkmışım. 2 yeni yemek öğrenmişim ve planladığım gibi 2 yağlı boya tablo bitirmişim :) Ayrıca bol bol resim & fotoğraf sergisi gezmişim ve yeni bir hobi edinmişim: Mozaik çalışma. Umarım kalıcı olur.  

Fena değil bence, beni mutlu etti. Bakalım 2016 için planladıklarımın ne kadarını yapabileceğim (2015 kadar güzel olsun yeter aslında):

- Haftada bir kitap okuma fırsatım olsun, çok ideal! Ancak bu yıl en azından 3 tane İngilizce kitap okumak istiyorum, bu konuya ağırlık vereceğim.
- Daha fazla tiyatro, resim sergisi, fotoğraf sergisi vb. gitmeliyim, her geçen yıl azaldığını fark ettim. 
- Resim kursunu aksatmayacağım ve yine planım iki adet tablo bitirmiş olmak!
- Yüksek lisans hedefim yine devam ediyor, Ales'e girdim ve YDS sınavına da hazırlanıyorum, umarım bu yıl başvurularımı gerçekleştireceğim. 
- Değişik bir kursa hala gitmek istiyorum, yemek veya makyaj, umarım gerçekleştirebilirim. 
- Bu yıl da en az 2 kere yurt dışına çıkmak istiyorum :) Hem İstanbul'u hem de Türkiye'yi elimden geldiğince keşfetmeye devam edeceğim. 
- Hala kontrollü olmak istiyorum (hangi konuda olduğu bende saklı)
- Bu yeni bir şey; çiçek edinmek istiyorum.
- Bu yıl iki makale yayınlatmak istiyorum, komisyon çalışmalarına da devam edeceğim, umarım nefes almaya da fırsat bulurum :))

Geçen yıl ile aynı şekilde bitireceğim yazımı, planlarımı gerçekçi yaptığım için gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum, yeter ki fırsatım ve sağlığım olsun. Ben çalışmalara başladım bile, siz ne alemdesiniz? Herkese mutlu yıllar dileğimle! Sevgiler :). 

29 Eylül 2015 Salı

Oktoberfest - Alman Birası

Bir önceki yazımda (Münih Gezi Yazısı) Oktoberfest ve Alman biraları hakkında ikinci bir yazı yazacağımız size belirtmiştim. Bildiğiniz üzere bayram tatilinde gezi-eğlence amaçlı Münih'e gitmiştik, tabi Münih'i tercih etme sebeplerimizden birisi (belki de en önemlisi) Oktoberfest'e katılmaktı. Münih gibi sakin ve tek düze bir kentin başına gelen en güzel şey muhtemelen Oktoberfest'tir. Dev bir alana kurulmuş panayırı andıran festival, rengarenk giysiler içindeki eğlenceli insanlarda daha da renkli bir görünüme kavuşuyor. Daha önce (2010 yılında) Oktoberfest'e katılmıştım, anımsadığım festivalden farklı bir yönü yoktu ancak anımsadığım kadar da eğlenceliydi. 2010'da kadınlarda gördüğüm "Dirndl" adı verilen elbiselere çok özenmiştim ancak festival zamanı (bir de öğrencilik hali) elbiselerin fiyatlarını çok pahalı bularak almamıştım. Bu festivalde Bavyeralılara uyum sağlamak için kendime bir elbise edinmeden gitmedim   :). Dirndl giymek eğlenmek için şart değil elbette ama birkaç günlük fantastik bir deneyim için istiyorsanız alın derim. Biralardan bahsetmeden önce 200 yılllık Oktoberfest hakkında biraz bilgi vermek isterim; dünyanın en büyük açık hava festivali olarak kabul ediliyor ve her yıl Eylül ayının sonu - Ekim ayının başında 2 hafta süre ile yapılıyor. Her yıl ortalama 6 milyon insan ziyaret ediyor ve yaklaşık 7 milyon litre bira tüketiliyor.


Oktoberfest'in en önemli özelliği de tabi ki Alman birası., zaten "Bira Festivali" olarak da anılıyor. Bira kültürü Almanya'da çok gelişmiş olduğu için şehirlerin kendi markaları var (Münih'e ait bira üreticileri mevcut). Festival zamanı Bavyeralı üreticiler özel olarak Oktoberfest biraları da üretiyor ki zaten dev çadırlarda (hemen hemen her markanın birer çadırı var, bu çadırlara Bierzelt deniyor) oturup bu biraların tadına bakabiliyorsunuz (yer bulabilirseniz tabi). Süpermarketlerde biralar oldukça uygun fiyatlara satılıyor (birkaç Avro) ancak festival çadırlarında bardağı (bardak dediğiniz da 1 litrelik bir cam fıçı, daha az litrede satılmıyor) ortalama 10 Avrodan satılıyor. Çadırlarının içini resimlerden görebilirsiniz.


Sadece Oktoberfest'e özel olarak üretilen biraların alkol oranı marketlerde satılanlara göre daha fazla ve rengi de (cam bardaklarda etkileyici görünsün diyedir belki) daha koyu. Biralar, Oktoberfest için özel üretilen yukarıda bahsettiğim litrelik bardaklarda içiliyor ve boş bardakla oturmanız teamüllere uygun değil :). Hemen yöresel kıyafetli sempatik garson kızlardan ikincisi talep etmeniz bekleniyor. Biz bira-sever Almanlardan aldığımız tüyolarla "Spaten" ve "Hackerr-Pschorr" biraları ilk gün festival alanında denedik. Olağanüstüydü ya da Türkiye'de alışılmış tatlardan daha farklıydı vb. gibi bir iddiam olmayacak ancak daha keskin-derin bir tat aldım -ki bu da muhtemelen yüksek alkol oranındandır.

Renkli festival alanında uzunca bir süre kaldık ve dışarı çıktığımızda Bavyera bira markaları arasında en ünlüsü olan Augustiner Brau'nun Oktoberfest için özel ürettiği biralardan aldık (solda resimde). Augustiner çok ünlü bir bira markası olduğundan festival alanında çadırı çok kalabalıktı bu nedenle bu biraları şişe şeklinde alıp denedik. Bu ara Münih denilince ilk akla gelen yerlerden birisi Augustiner Biergarten (Birahane)'dir, bunu da yeri gelmişken söyleyeyim. Biz  bir akşam buraya gittik, oldukça renkli ve neşeli bir ortamı vardı ancak çok kalabalıktı :). Diğer denediğimiz bira da yine festival alanında çadırını gördüğümüz Paulaner'in festival üretimiydi, bana tadı itibariyle biraz Tuborg'u anımsattı. Bu şişeler marketlerde 3-5 Avrodan satılıyor ve festival alanında içmediğiniz sürece kentin neresinde isterseniz içebilirsiniz.

Yalnızca festivale özel üretilenleri değil, şehrin içindeki birahaneleri veya fırsat oldukça marketlerde satılan diğer bira markalarını da denedik. Benim vardığım son kanaat bu biraların tatlarının daha keskin olduğu yönünde, özel olarak herhangi birini tavsiye edemeyeceğim. Bu arada özel olarak tavsiye etmek istediğim bira şehir meydanında (Marienplatz'da) bulunan "Ratskeller" restoranından aldığımız biraz idi ki adı "Löwenbrau". Farklı bir yerde satılıyor mu bilmiyorum ancak ben bu restoranı denemenizi mutlaka tavsiye ediyorum çünkü, pretzel (Bavyera simidi) kuzu sosis ve kara orman meyveli pastasını mutlaka denemelisiniz.

Bu arada Alman menşeli filmlerde gördüğünüzü veya bir şekilde duyduğunuzu tahmin ettiğim bir tatlı var: Apple Strudel. Bizim bu tatlıyı denediğimiz mekan yine Agustiner kadar ünlü bir birahaneydi: Hofbrauhaus. Birahaneleri bar ya da içki-evi gibi düşünmemek lazım, insanlar burada uzun vakitler geçirip yemek, tatlı yiyorlar ve canlı müzik de var (belkide festival döneminde vardır yalnızca bunu bilmiyorum). Hofbrauhaus'a giderseniz menü önerim şu şekilde olacak: Munich veal sausages (bunu festival alanında da yiyebilirsiniz), patates salatası, pretzel (solda) ve meşhur tatlımız Apple Strudel. Tatlının resmini sağda görebilirsiniz, benim tavsiyem sade krema ile denemeniz (tatlının fiyatı farklı mekanlarda 5-9 avro arasında değişiyor).

Şehrin içindeki değişik bira evlerinin (Augustiner, Hofbrauhaus, Loewenbraeukeller) yanı sıra, çeşitli bloglarda ve gezi yazılarında gördüğümüz bazı mekanları da denemeden edemedik. Bir tanesi enfes hamburgerler yapan Hamburgerei. Köningplatz meydanına yakın Banner Str üzerinde bir mekan ve porsiyonları çok büyük. Bu mekan için tavsiye edeceğim tatlar Fritz-kola ve tatlı patates (tek kişi yaklaşık 15 Avro). Diğer mekan da Hans im Glück, çok tavsiye edilen bir mekan, içerisi çok güzel dizayn edilmiş. Burada da Erdinger 50'lik bira 4 Avro.



Neyse konuyu daha fazla dağıtmadan, gezi hakkında aklımda kalanlar bunlar :) Yine bir sorunuz olursa gundelikpaylasimlar@gmail.com 'dan sorabilirsiniz. Uzun lafın kısası, "Ölmeden önce yapılacaklar listesi"ne bence Oktoberfesti ekleyin ve bira festivalinde insanlar nasıl eğleniyor bir görün (medeniyeti göreceksiniz). Festivale rengarenk geleneksel kıyafetleri ile katılan insanların arasına karışın, renkli tarçınlı kurabiyelerden yiyin (sağda), festival alanında geceye kadar kalın ve Almanların farklı yönlerini tanıyın, ve tabi birbirinden farklı biralardan da tadın. İyi eğlenceler, O'zapft is!

9 Temmuz 2015 Perşembe

The Goblin Bar - Antalya

Antalya Kaleiçi'nde yeni açılan bu mekan beni çok şaşırttı! Daha önce Antalya'ya tatile gitmiş olanlar veya bir şekilde yolu düşenler, Kaleiçi'ndeki küçük barları mutlaka ziyaret etmişlerdir. Dışarıdan bu barlara benzeyen Goblin Bar'ın içi ise büyük sürprizler sunuyor. Bara ilk girdiğinizde (ki girmenize de gerek yok, fotoğraftaki gibi dışarıda da takılabilirsiniz) büyük bir salon ile karşılaşıyorsunuz, oldukça normal görünüyor. Ancak oradan konser verilen başka bir salona bağlanıyorsunuz ve bu salon bir kale! Eğer bir kalenin burcu gibi yukarı doğru yükselen, tarihi bir oda, ayrıca üst katı ve sigara içenler için geniş bir de balkonu var. Akdeniz Üniversitesi öğrencileri arasında gözde olmaya başlayan barda gençlerin hoşuna gidecek yaz konserleri de verilmeye başlanmış. Kaleiçi'ne yolunuz düşerse mutlaka bir uğrayın derim, fiyatları da uçuk değil :). Adres: Selçuk Mah. İzmirli Ali Efendi Sok. No: 35. İyi eğlenceler gençler ve geç hissedenler!

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Amsterdam için İpuçları

Amsterdam'a turistik gazi yapacak kişiler için bazı tavsiyelerim var. Bu arada Amsterdam çok büyük bir kent, benim saydığım 21 müze var. Dolayısıyla her yeri gezemeyeceğiniz için siz de kendi gezi planınızı kalacağınız güne ve yanınızdaki paraya göre yapabilirsiniz. Bir önceki yazımda müze ve benzeri yerlerin yetişkin ziyaretçi giriş fiyatlarını ve kendi gezdiğim yerleri yazmıştım. Bu yazımda, daha az para ve zaman harcamanız için deneyimlerime dayanarak bazı ipuçları vereceğim.

İpuçları: 

- Central Station'da ve şehir merkezindeki Turist Information'larda şehir haritası ve turistik yerlere indirimli giriş için bazı kuponlar ve broşürler bulunuyor. Mutlaka alın, müzelere birkaç Avroluk indirim sağlıyor. 
- Para hesabınızı gitmeden yapın, zira bize kıyasla pahalı bir ülke.
- Bazı müzelere 24 saat ve 48 boyunca ücretsiz giriş sağlayan müze kartlar mevcut, alırsanız daha ekonomik gezebilirsiniz. Veya müzelere kapanış saatinden bir saat önce girmek yarı fiyat, ama gezmeye yeter mi bilmiyorum :)
-Bazı müzeler ve popüler eğlenceli deneyimler için turistlere özel otobüsle şehir turu veya kanal turu imkanı da içinde olan "Holland Pass" adında kartlar da satılmakta (82 Avro)
- Şehir iyi bir plan yaparsanız yürüyerek gezilebiliniyor ancak raylı sistemler için günlük & haftalık kartlar da satılıyor
- Bisiklet veya elektrikli motor vb. kiralarsanız çok dikkatli olun ve kilitlediğinizi mutlaka kontrol edin, zira birisi binip gidebilir :). Ayrıca bisikletiniz "Bisiklet Park Edilmez" yazan yere park etmeyin, çekilebilir. 
- Arabanız var ise veya kiraladıysanız, park yerlerine dikkat edin, çünkü çok pahalı, yaya gezecekseniz, yayaya yeşil yanmadan geçmeyin, yaya cezası kesilebilir. 
- Şehri elinizde harita yürüyerek keşfetmek istiyorsanız, kaybolduğunuz anda (çok fazla kanal ve birbirinin kopyası sokak olduğundan yüksek ihtimalle kaybolursunuz) hemen Dam Meydanı'nı sorun, şehrin merkezi Dam Meydanı olduğundan, oradan her yere çıkılabilir. 

İzlenimler:

- En güzel gezilecek zaman Mayıs-Eylül ayları, ancak biraz serin olabilir, Türkiye gibi düşünmeyin.
- Hollandalı insanlar güler yüzlü ve yardımsever olduğundan, soru sormaya çekinmeyin, İngilizceleri de gayet iyi, özellikle Amsterdam'da.
- Kentin en güzel tarafı: Tarihe, çok kültürlülüğe ve bireysel özgürlüklere verilen önem
- Kentin en sıkıcı tarafı: Amsterdam'a sadece CoffeShop ve Red Light için gelen turistler

Herkese iyi eğlenceler & keyifli geziler. 

7 Nisan 2015 Salı

Çekilişler :)

Resim-Deferim blogunda tesadüfen bir link ile karşılaştım: Çekilişler :). Bu şeklide küçük eğlenceler beni çok mutlu eder, o nedenle katılmaya karar verdim. Zorunlu şartlar bayan olmak ve aşağıdaki iki blogu da takip etmek:

- http://resimdefterimm.blogspot.com
- http://ahsapzamani.blogspot.com

Bazı ayrıcalıklı durumlar da var, blog linklerine tıklayıp takip edebilir ve ayrıcalıklı katılım hakkına da sahip olabilirsiniz. Çekiliş 16 Mayısta sona erecek, herkese bol şanslar!

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://resimdefterimm.blogspot.com/2015/04/resimdefterimmblogspot-cekilisim-var.html

Bu da ikinci bir çekiliş!

Öncelikli kural tabi ki blogu takip etmeniz. İkinci bir kural da çekiliş sayfasını kendi blogunuzda paylaşmanız. Bu kadar kolay :). ancak son katılım 12 Nisan, bilginize. Güneş Ülkesinden'in bu çekilişi de birinci yıl şerefine.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://gunesulkesinden.blogspot.com.tr/2015/03/blogumun-1-yasgunu-cekilisi-ve.html
Bu da üçüncüsü!

Blogkizsalseyler bu çekiliş ile 500 takipçiyi geçmiş olmayı kutluyor :). Çekilişe katılmak için öncelikle bloglarını takibe almalısınız ve sayfasına yorum bırakmalısınız (diğer blog: http://www.yenibilge.biz/) Ek hak isterseniz detayları aşağıdaki linkte.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://blogkizsalseyler.blogspot.com/2015/03/50-parca-blog-cekilisi.html

Bu da dördüncüsü!

Mohos Garden yüz temizleyicisi ve Türk kahvesi fincan seti için Zeynepintatlidusleri'ni takip etmemiz gerekiyor. Tek şart bloga üye olmanız! son katılım 20 Nisan.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://zeynepintatlidusleri.blogspot.com.tr/2015/03/mini-bir-cekilisim-var.html

17 Mart 2014 Pazartesi

Doğum Günü Kutlamaları


Bu hafta bir gün benim doğum günümdü ve ummadığım şekilde bu yıl inanılmaz bereketli bir kutlu doğum haftası geçirdim :). Doğum günümde bana yapılan muhteşem sürprizin ardından bir sonraki gün ev arkadaşımla, ertesi gün AB Hukuku Komisyonuyla ve ertesi gün sevgili arkadaşlarımla ve hafta sonu da ailemin İstanbul parçasıyla kutlamalar yaptık. Bu kez  2014'ün benim yılım olduğuna inandım (yıldız falında çıkmıştı da mevzu bu değil) :). Aslında söylemek istediğim şuydu: Yıllar önce okuduğum bir kitap vardı, Bir Çift Yürek. Marlo Morgan'ın Avustralya'nın çölünde yaptığı üç aylık bir yolculuğu anlatıyordu ki Marlo Morgan bu yolculukta kendini geliştirerek pek çok şey öğreniyordu. Bu kitapta bir bölümde Aborjinlerin doğum günlerine ilişkin bir yorumları vardı: "Aborjinler neden diğer insanların doğum günü partilerini kutladıklarını bir türlü anlayamamışlardır. Onlar daha mükemmel olmayı kutlarlar. Eğer geçen yıla göre daha iyi, daha bilge olunmuşsa, bu kutlanacak bir şeydir. Ve bunu ancak sen bilirsin ve kutlama partisinin ne zaman olacağını kendin söylersin!" Bu kez anlatılmak istenileni anlayarak (belki de çeyrek asır olduğum içindir) yalnızca yaş almayı değil, tüm ön yargılarımı geride bıraktığım ve yeni dersler aldığım yeni bir "bilişyılını" kutladım. Sordum kendi kendime, şu geride bıraktığım bir yıl bana ne kazandırdı? Bir önceki yıla göre gerçekten olgunlaşmış mıydım? Evet, bu sorulara verilecek sayfalarca yanıtım olduğunu fark ettiğim için bu yıl pastanın mumlarını yeni yaşımın bana kazandıracaklarından ziyade, doldurduğum yaşın bana kazandırdıkları için üfledim. Ama şunu biliyorum, bir şeyi gerçekten istiyorsam, o şey olacaktır, yalnızca şikayet etmeyi bırakıp onun için yapabileceklerimi yaptıktan sonra! Bu nedenle mumları üflerken kendim için iyi dileklerde bulunmayı da ihmal etmedim. Hepinize farkındalık dolu bir yıl dilerim. Son söz; unutmayın ki Aborjin takviminde doğum gününüz yılda bir kez değil...

27 Ekim 2013 Pazar

Akustikhane - Ortaköy

Bu haftasonu Taksim yerine Ortaköy'e gittik. Hava da son zamanların en güzel halindeydi muhtemelen, merkezde, deniz kenarında ve standların arasında gezmek iyi geldi. Daha sonra birkaç yere gittik, en son Akustikhane'de zaman geçirdik. Canlı müzik olduğu için eğlenceli bir mekan (Cenk Tevetoğlu sahne alıyor). Mekanı sevdik, ama Cenk Tevetoğlu'nun önce "istekleri peçeteye yazmayın, tweet atın" demesi, birkaç saat sonra da "şimdi twitter'a bakamam, peçeteye yazın en iyisi" diyerek attığımız tweetleri ciddiye almaması tamamen takipçi sayısını arttırma taktiği, bunu fark etmedik değil şimdi. Ayrıca peçeteye yazdığımız istekleri de söylemedi bu arada. Yalnızca eğlenmeye bakın, başka konular hakkında çok düşünmek iyi olmuyor :))

17 Eylül 2013 Salı

Maslak Sheraton - Qubbe Bar

Üniversiteden bir arkadaşımın düğünü vasıtasıyla hep merak ettiğim Qubbe Bar'ı görmüş oldum. Gerçekten eğlenceli bir mekan. Özellikle Maslak Sheraton Hotelin son katında olması ve etrafının cam duvarlarla çevrili olması gece manzarasının muhteşem olmasını sağlıyor. Zaten kulübün sloganı "Gökyüzünde kulüp eğlencesi keyfini Qubbe'de yaşayın". Eğlenceli gökyüzünde yaşamak? Kulağa eğlenceli geliyor :). Her cumartesi burası gece kulübü olarak kullanılıyormuş. Tabi ben düğüne gittiğim için, gece kulübü olarak ne kadar ilginçtir bilmiyorum ama o manzarayla ne kadar kötü olabilir ki diye de düşüyorum. Parti ve düğün için fena bir fikir değil bence. Zira Maslak Sheraton İstanbul'da kolayca bulunabilecek ve toplu taşıma ile ulaşılabilecek bir yerde. Umarım tekrar gitme firsatım olur. Kulübe gidenlerin yorumlarını bekliyorum, herkese iyi eğlenceler!