BLOG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BLOG etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2018 Perşembe

Kharkiv / Ukrayna Gezi yazısı

Yeni yılın ilk günü pazartesiye denk geldiği hafta sonu ile beraber (30-31 Aralık, 1 Ocak) üç günlük tatili değerlendirmek amacıyla bir yurt dışı tatili yapmak istedik. Bilet fiyatları ve zamanımızın az olmasından dolayı vize uygulamayan bir ülke olması gibi detayları da göz önünde bulundurunca Ukrayna-Kharkiv'de karar kıldık. Sovyetler Birliği'nden ayrılan ülkelerin kendine özgü bir havası olduğundan; Ukrayna da zaten bizim ilgimizi çeken ülkeler arasındaydı. Aslında Kiev ve Lviv'i de görmek istiyoruz ancak bilet fiyatlarının daha uygun olması nedeniyle bu seferki durağımız Kharkiv oldu. Rusya sınırındaki bu şehrin de kendine özgü bir güzelliği var tabi (yazının sonuna eklediğim haritayı inceleyebilirsiniz). Uçak biletlerimizi Atlas Global'den aldık, otel rezervasyonu için de şehrin en iyi otellerinden birisi olduğu söylenen Hotel Kharkov'da karar kıldık. Booking.com gibi siteleri kullanıyorsanız zaten otelin özelliklerini inceleyebilir, fotoğraflarını görebilirsiniz. Otelin konumu da oldukça iyi. Otele iki gece için 2322 Ukrayna Grivna'sı (UAH) ödeme yaptık. 1 dolar yaklaşık 28 UAH yapıyor, dolayısıyla otel yaklaşık 80 dolar yani 300 TL gibi bir tutara tekabül ediyor. Buna göre ilk değerlendirmenizi yapabilirsiniz.

Havalanından otele giderken de sizin sessizce yanınıza yaklaşıp taksi ihtiyacınız olup olmadığını soran kişiler göreceksiniz. Havaalanı-şehir merkezi için sizden 200 UAH talep ediyorlar, taksicilerin hepsi taksimetre açmadan bu tutarı talep ediyor. Bazı bloglarda pazarlık yaptıklarını yazanlar olmuş ama biz pazarlık yapmadık, zira 200 UAH yaklaşık 30 TL yapıyor (7.5 dolar). Zaten fazla bir tutar değildi bu nedenle hem gidiş hem de dönüşte 200 UAH ödeme yaptık taksiye. Bu tutarı kenarda mutlaka tutun, dönüş için 200 UAH ayırarak günlük harcamalarınızı planlayabilirsiniz.

Şehre gidip otele yerleşince ilk durağımız Maksim Gorki Parkı (Park of Maxim Gorky) oldu. Aslında bu park hem yeşil hem de şehrin bir noktasında sona eren rengarenk teleferiği ile görülesi bir park. Ancak biz 30 Aralıkta gittiğimiz için o zümrüt yeşili görüntüyü göremedik (fotoğrafları görüyorsunuz). Planlarınızı daha sıcak aylara yaparsanız daha güzel görüntüler elde edebilirsiniz :). Teleferiğin indiği noktada botanik park bulunuyor, içinde de yerli halkın su doldurduğu bir kaynak var. Söylenene göre içilebilir bir suymuş. Botanik parkın hemen çıkışında güzel ahşap bir kilise de bulunuyor (Slav mimarisinde yapılmış). Şehirde bu mimari ile yapılmış pek çok Ortodoks kilisesi de bulunuyor. Parkın çıkışında olduğu söylenen metro durağını biraz zor bulduk bu arada. Tekrar şehir merkezine geri dönüp akşam dışarı çıkmak için dinlenmek üzere otele geçtik.

Akşam olurken birkaç saat dışarıda eğlenmek üzere Christmas Market'in bulunduğu Özgürlük Meydanı'na (Freedom Square) gittik. Burası vakit geçirmek için gerçekten harika bir yerdi. Çünkü buz pateni pistinde gençler çok güzel buz pateni yapıyordu, etrafta sıcak şarap (sağda fotoğrafı var) ve lezzetli kebaplar yapan küçük açık hava marketleri vardı. Meydan ışıl ışıl süslenmişti ve dev gibi bir yılbaşı ağacı meydanın ortasındaydı ve yüksek sesle eğlenceli müzikler çalıyordu. Özellikle gecenin ilerleyen saatlerinde turistler, öğrenciler, şehrin gençleri bu meydanda güzel vakit geçiriyordu. Burayı sevdik, yılbaşında Kharkiv'i sadece bu nedenle bile düşünebilirsiniz (tabi daha iyi bir planınız yoksa).

Ertesi gün şehrin tavsiye edilen yerlerini ve güzel mimari yapılarını görmeye gittik. Özellikle vurgulamak gerekirse Kharkiv Sanat Müzesi, Pokrovsky Manastırı (sağda), Shevchenko Parkı, Uspensky Katedrali, Annunciation Katedrali (solda) ve Kozmos Müzesi bunlara verebileceğim birkaç örnek. Şanslı bir ana denk gelirseniz bu katedrallerin birinde bir ayin görme fırsatını da yakalayabilirsiniz. Bu arada 31 Aralık pazar günü katedrallerden birinde denk gelip katıldığımız ayin çok kalabalık değildi, sanırım halkın dini duyguları da çok güçlü değil. Şehrin genel panoroması ve mimarisini beğeneceksiniz. Biraz sessiz, dingin ancak aynı zamanda köhne bir görüntüsü var (kış olması da bu durumu etkilemiş olabilir.). Yine de seveceğinizi düşünüyorum, her şey beklentinize bağlı.

Yemeklerine gelince, Ukrayna'nın kendine özgü bir mutfağı var. Özellikle pancar, lahana, buğday unu ve domuz eti gibi besinler sık sık kullanılmaktadır. Ukrayna'nın en bilinen yemeği, kırmızı pancar ve etten yapılan Borsch Çorbası (solda) ve Vareniki (sağda) adı verilen ve içinde vişne ya da lahana bulunan mantıları. Değişik bir tat olduğunu kabul etmek gerek. Pampushka adı verilen poğaçaları ve Deruni adı verilen patatesli mücverleri de var. Eğer Ukrayna mutfağı damağınıza hitap etmediyse, şehirde dünya mutfaklarına ait pek çok restoran bulunuyor (Türk, Gürcü, Azeri, Japon vb.) ve fiyatları da çok uygun. Herhangi birinde dilediğinizi de yiyebilirsiniz. Biz öğünlerimizden bazılarını bu restoranlarda yedik, kocaman bir tabak suşiye de çok uygun bir fiyata aldık :). Ukrayna'da alkol da çok ucuz bu arada, marketten veya herhangi bir mekandan alırken zaten fark edeceksiniz. Özellikle votkaları çok uygun fiyata satılıyor, en tavsiye edileni Nemiroff Votkası.


Bazı tavsiyeler:

1. Pek çok yerde Türk Lirasını da UAH'a çeviriyorlar ancak TL'nin kur kaydı dolardan daha fazla, bu nedenle yanınızda dolar alıp gidin.

2. Biz gittiğimizde kar yoktu ancak yılın bu zamanı Kharkiv karlı oluyormuş. Kar olmasa da hava soğuktu, ben kar çizmesi, kar montu ve termal tayt alarak gittim. Eğer bizim gibi 3-4 saatten uzun dışarıda kalacaksanız uzun süre sıcak tutacak şeylere ihtiyacınız olacak.

3. Gece hayatı hareketli, hanımlar da çok güzel. Gecenin etkisine kapılıp gitmeyin zira hırsızlık gibi talihsiz olaylar yaşanmasın, dikkatli olmak lazım. Dışarı çıkacaksanız Pivobar veya Zhivot Bar tavsiye edilenler arasında.

4. Votkalar çok sert, farkında olmadan çok çabuk çarpıyor. Bu nedenle içerken dikkati elden bırakmamak gerekir. Tavsiye edilen votka markası yukarıda da belirttiğim gibi Nemiroff (çeşitli aromaları var, acılı-ballı olan en ünlüsüymüş).

5. Şehirde yeme-içme çok uygun fiyatlara, her şeyin fiyatı Türkiye'ye göre çok ucuz kalıyor. Ancak Kharkiv alışveriş yapılacak bir yer değil zira Türkiye'deki gibi alışveriş caddeleri, dev AVM'ler yok, dolayısıyla çeşitlilik yok. 

Aşağıda bilgilendirme amaçlı bir Ukrayna haritası koydum, buradan şehirlerin konumları dolayısıyla nasıl bir mimari etkisinde kalabileceğini tahmin edebilirsiniz. Kharkiv Rusya sınırına çok yakın, Lviv ise lokasyon olarak Avrupa'ya daha yakın konumlanmış. Bu nedenle her ne kadar daha önce Lviv'e gitmemiş olsam da daha Avrupai bir mimarisi/havası olduğunu düşünüyorum. Kharkiv kadar fiyatları uygun mudur bilemem ancak ileride muhtemel rotalarımızdan birisi Lviv olacak :). Kharkiv'e birkaç gün ayırıp görmenizi tavsiye ederim, şimdiden iyi eğlenceler!

1 Ocak 2018 Pazartesi

Yeni Yıl Planları

Her yıl rutin bir şekilde bir önceki yılın basit bir değerlendirmesini yaparak yeni yıla ilişkin gerçekleştirebileceğim bazı planlar oluşturuyorum biliyorsunuz. Daha önce de belirttiğim gibi hiç kimsenin (benim de sizin de) bu şekilde planlarınızı yazıya döküp uygulamaya koymaya ihtiyacınız yok, ancak yeni yılın ilk günlerinde, durup da geriye baktığınızda, neleri yapıp neleri yapmadığınızı daha net görüyorsunuz. Bu nedenle ben tavsiye ediyorum, oldukça motive edici oluyor. 2017 yılı için belirlediğim hedeflerimin büyük kısmını gerçekleştirmişim, bu güzel bir haber benim için :) 2017 yılında çok büyük değişikler yaşamadım ama benim için çok yorucu bir seneydi. Yüksek lisans derslerini geçtim, projemi de yazarak teslim ettim. Aynı zamanda diğer planlarımı da aksatmamaya çalıştım, bu nedenle biraz yoruldum. Ama kötü olaylar yaşamadım ve köklü kararlar da henüz almadım. Bu anlamda durağan geçti. Kayıtlarımıza bir bakalım neler yapmışız:

Kitap bloguma göre, bütün yıl boyunca 37 kitap okumuşum (birisi İngilizce), iyi bir tempo diye düşünüyorum, ayda yaklaşık 3 kitap okumuşum: http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/ 

- Sinema bloguma 30 kayıt girmişim, bu durumda ayda yaklaşık üç film izlemişim diyebilirim: http://sinemubi.blogspot.com.tr/ 

- Geçtiğimiz yıl daha önce detaylı şekilde görmediğim 5 yere gitmişim (Paris, Afyon, Bursa-Karaorman, Stockholm, Riga ve Helsinki), 2 kere yurt dışına çıkmışım. 1 yeni yemek öğrenmişim, 2 soğukçay tarifi öğrenmişim ve planladığım gibi 2 yağlı boya tablo bitirmişim. Bu arada planlamadığım olaylardan birisi de bira kiti alıp bira yapmaktı. İşte bu gerçek bir deneyim arkadaşlar. 

Genel açıdan baktığımda bir önceki yıla göre performansım biraz daha düşmüş, sanırım artık yoruluyorum. Yüksek lisans da sosyal hayatımı etkilemiş olabilir tabi ama güzel taraf yüksek lisansı bitirdim :). Bakalım 2018 için planladıklarımın ne kadarını yapabileceğim:

- Haftada bir kitap okuma fırsatım olsun. Bu yıl en azından 3 tane İngilizce kitap okumak istiyorum.

- Daha fazla film izleyip, tiyatro, resim sergisi, fotoğraf sergisi vb. gitmeliyim, her geçen yıl azalıyor. Ayrıca şu sevilen dizilere de başlayayım diyorum, oldukça uzun süredir hiç dizi izlemediğimi fark ettim. 
 
- Resim kursunu aksatmayacağım ve yine planım sene sonuna doğru en az iki adet tablo bitirmiş olmak!

- Bu yıl da en az 2 kere yurt dışına çıkmak istiyorum! Vaktim olursa, hem İstanbul'u hem de Türkiye'yi elimden geldiğince keşfetmeye devam edeceğim.
 
- Spor yine yıllık gündemimde değil ancak belki pilatese devam ederim. 

- Bu yıl barodaki komisyon çalışmalarına da devam edeceğim. Arabuluculuk sınavına girip iyi bir sonuç alıp arabulucu olmak istiyorum. Aynı zamanda iş güvenliği sertifikasını almak, mümkün mertebe sertifikalı eğitimlere katılmak, ilgimi çeken panellere zaman ayırmak ve iki adet makale yayınlamak istiyorum. Kariyerim konusundaki çalışmalara artık hız vereceğim. 

Geçen yıl ile aynı şekilde bitireceğim yazımı, planlarımı gerçekçi yaptığım için gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum, yeter ki fırsatım ve sağlığım olsun. Ben çalışmalara başladım bile, siz ne alemdesiniz? Herkese mutlu yıllar dileğimle!

22 Mart 2017 Çarşamba

Melezlik Heykel Sergisi

Son zamanlarda iş seyahatleri, eğitimler ve yüksek lisans derslerinden dolayı sergi gezmeye ve blog yazmaya fırsatım olmadı. Bu nedenle bu heykel sergisini ancak sona erdikten sonra yazabiliyorum. Geçtiğimiz haftalarda Aysel Alver'in "Melezlik" heykel sergisini gezdim. Resim sanatından biraz anlasam da heykel benim için tam bir muamma. Katalogdan gördüğüm kadarı ile sanatçı kağıt hamuru ve kolaj tekniği ile çalışmalarını gerçekleştirmiş. Serginin adının neden "Melezlik" olduğunda ilişkin ise sanatçı şu yönde bir açıklama yapıyor: "Hepsinin ortak bir özelliği var, melezlik. Onlar aynı zamanda benim düş ürünlerim. Dolayısıyla burada, artık benim kendi düşümü bu şekilde nesneleştirmem ve 'Onlar gerçek mi soyut mu?' sorusu üzerinden melezlik anlamında bir geliş, gidiş var." Sergi 17 Martta sona erdi ancak Tünel Sanat Galerisinde her zaman farklı sergiler olduğu için takip etmenizi tavsiye ederim. İyi eğlenceler!


 

27 Ekim 2015 Salı

Selanik-Kavala Gezi Yazısı

Birkaç haftadır hazır vizemiz de varken, otobüsle yapılan hafta sonu turlarına katılmak istiyorduk. Bu konuda çok da seçeneğimiz yok tabi :). Selanik-Kavala ve Bulgaristan - Sofya turlarını bulabildik. Ben birkaç yıl önce bir konferans için Selanik'e gitmiştim, ancak turistik bir gezi yapmadığım için tekrar gitme fikri cazip geldi. Tek sorun o hafta gidecek ekibin yeterli bir sayıya ulaşmasıydı ki bu konuda da şansımız yaver gitti :). Biz turla gittiğimiz için bu yazıda diğer yazılardan farklı olarak gezi planına uygun olarak yapılanlardan söz edeceğim. Yalnızca hafta sonu için yapılan bir gezi olduğundan cuma akşam saat 10:00'da otobüs Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden hareket etti. Normal şartlarda özel aracınızla çok daha kısa sürecek bir yol otobüs olmanın verdiği dezavantajla (kişi sayısı nedeniyle pasaport kontrolleri uzun sürüyor) sabaha kadar sürdü. Yeri gelmişken bir şey anımsatayım, bana birkaç kişi sorduğu için önemli görüyorum: Arkadaşlar Selanik turu vizeli! Vizesiz olduğu fikri nereden çıktı anlamadım ancak Yunanistan'a giriş Schengen vizesine tabi (transit geçişler için bilgim yok, turistik geziler bu şekilde).

Sabah Selanik'a girdiğiniz anda gezi başlamış oluyor, bu nedenle gece boyunca otobüste uyumaya bakın. İlk durağımız Aya Dimitros Katedrali oldu, Aya Dimitros Roma döneminde yaşamış olan Hristiyan ruhani bir lider ve öldürüldüğü yere adına kilise yapılmış. Aya Dimitrios kilisesi Selanik’in merkezinde, aynı ismi taşıyan caddenin üzerinde bulunmaktadır, ve şehrin en büyük katedralidir. Bu caddenin hemen devamında Türkler için önem arz eden Atatürk'ün Selanik'te doğduğu ev bulunmaktadır. Atatürk'ün evi aynı zamanda Türk Konsolosluğu olarak (aynı bahçe içinde) hizmet vermektedir. Herkesin gitmesi gerektiğine kanaat getirdiğim bir yer, mutlaka uğrayın derim.


Atatürk'ün evinden sonra şehrin panoramik bir turu yapılarak şehir içinde bulunan Osmanlı ve Bizans eserlerini görüyoruz. Buradan sonra Aristoteles Meydanı'na gidilerek otele gidip yerleşmeden hem öğle yemeği hem de alışveriş vb. için size birkaç saat serbest zaman veriliyor. Okunduğu şekliyle Aristo Meydanı şehrin kalbi, pastaneler, büyük caddeler (bu meydanı dik kesiyor), alışveriş yapılabilecek dükkanlar vb. hem bu meydana yakın şekilde konumlanmış. Selanik bir üniversite kenti olduğundan, sahil tarafındaki Kordon'da (İzmir'e çok benzeyen bir şerit var) gençlerin publarda eğlendiğini ve bu meydanın oldukça hareketli olduğunu zaten göreceksiniz.

Kordon'un sonunda Beyaz Kule adı verilen ve kulesine çıkılabilen bir yapı var. Oraya kadar kordon boyunca yürürseniz hem deniz kenarında keyifli bir yürüyüş yapmış olursunuz hem de değişik restoranlar keşfedebilirsiniz. Kentte harap vaziyette de olsa, Osmanlı döneminden kalan pek çok eser var, Hamza Bey cami, İmaret cami ve çeşitli hamamlar ve muhtemelen daha öncesinden kalan kapılar var. Panoramik turda otobüsle bu eserlerin yanından geçiliyor ancak turistik bakış açısında çok da tatmin edici olmadığını da söylemek lazım.


Birinci günün akşamında ünlü bir tavernaya yapılan taverna turu mevcuttu. Selanik tavernalar açısından çok zengin olduğundan, bu tura katılmanız zorunlu değil. Kendiniz de gözünüze kestirdiğiniz bir tavernaya gidebilirsiniz. Uzo ve mezeler hem çok lezzetli hem de çok uygun fiyata satılıyor. Denemek isterseniz Souvlaki adında ünlü bir Yunan yemeği var (muhtemelen Türk mutfağından alınmış) ancak bana sorarsanız Yunanistan'ın kendine özgü lezzetleri mezeler. Taze deniz mahsullerinden ve patlıcandan bol zeytinyağı kullanarak çok lezzetli mezeler yapıyorlar. Benim tavsiyem salaş bir tavernada bu Rum mezelerini tatmanız (jumbo karides, közde patlıcan, ahtapot, fava, ançüez tavsiyelerim arasında ancak diğer mezeleri sizin damak zevkinize bırakıyorum).

Ertesi gün otelden Kavala'ya doğru yola çıktık, yaklaşım 2,5 saat sürüyor bu yolculuk. Kavala daha küçük bir şehir olmasına rağmen denizle iç içe ve daha renkli bir görüntü sunuyor. Ancak Kavala halkı nedense Selanik halkı kadar sıcakkanlı veya Türk dostu değil, alışverişlerinizde bu durumu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Kavala'da en dikkat çekici yerler şehrin ortasından geçen su kemerleri ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın şu anda kafe olarak kullanılan imarethanesi olabilir. Hemen önünde kendisinin at üstünde heykeli de bulunmaktadır, Kavalalı Paşa'nın evi şehtin en tepe noktasında olduğundan, aşağıda doğru güzel bir şehir & deniz manzarası da mevcut. Burada bir Yunan kahvesi içebilirsiniz :).


Kavala'da yediğimiz yemeğin ardından (biz tadı damağımızda kaldığından yine taverna gibi bir yerde meze yemeyi tercih ettik) otobüsle yola devam ediyoruz. Tabi bu sırada hem hediye olması hem de kendinize almak amacıyla nefis Kavala kurabiyelerinden alabilirsiniz - ki mutlaka alın bence. Artık serbest zamanın az kalması nedeniyle, dönüş yolunda geçtiğimiz rotaları (İskeçe-Gümülcine-Dedeağaç) panoramik olarak görmekle yetinmek mecburiyetinde kaldık. Grup organizasyonlarında maalesef bu şekilde sonuçlar da ortaya çıkabiliyor. Akşama doğru İpsala sınır kapısından geçerek iki günlük kısa turumuzun sonuna gelerek vatanımıza giriş yaptık.

Bir konuda açık konuşacağım :). Selanik-Kavala turu için vize almakla uğraşmak fazla bir çaba gibi geliyor bana. Ama halihazırda Schengen vizeniz varsa, bir hafta sonunu burada değerlendirmek çok iyi bir tercih olabilir. En azından tavernada güzel bir gece eğlencesi için bile gidilebilir diye düşüyorum. Turların çok uygun fiyatlı olması da cabası! Kendinize bu hafta sonu güzel bir hediye verin, iyi eğlenceler!

7 Nisan 2015 Salı

Çekilişler :)

Resim-Deferim blogunda tesadüfen bir link ile karşılaştım: Çekilişler :). Bu şeklide küçük eğlenceler beni çok mutlu eder, o nedenle katılmaya karar verdim. Zorunlu şartlar bayan olmak ve aşağıdaki iki blogu da takip etmek:

- http://resimdefterimm.blogspot.com
- http://ahsapzamani.blogspot.com

Bazı ayrıcalıklı durumlar da var, blog linklerine tıklayıp takip edebilir ve ayrıcalıklı katılım hakkına da sahip olabilirsiniz. Çekiliş 16 Mayısta sona erecek, herkese bol şanslar!

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://resimdefterimm.blogspot.com/2015/04/resimdefterimmblogspot-cekilisim-var.html

Bu da ikinci bir çekiliş!

Öncelikli kural tabi ki blogu takip etmeniz. İkinci bir kural da çekiliş sayfasını kendi blogunuzda paylaşmanız. Bu kadar kolay :). ancak son katılım 12 Nisan, bilginize. Güneş Ülkesinden'in bu çekilişi de birinci yıl şerefine.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://gunesulkesinden.blogspot.com.tr/2015/03/blogumun-1-yasgunu-cekilisi-ve.html
Bu da üçüncüsü!

Blogkizsalseyler bu çekiliş ile 500 takipçiyi geçmiş olmayı kutluyor :). Çekilişe katılmak için öncelikle bloglarını takibe almalısınız ve sayfasına yorum bırakmalısınız (diğer blog: http://www.yenibilge.biz/) Ek hak isterseniz detayları aşağıdaki linkte.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://blogkizsalseyler.blogspot.com/2015/03/50-parca-blog-cekilisi.html

Bu da dördüncüsü!

Mohos Garden yüz temizleyicisi ve Türk kahvesi fincan seti için Zeynepintatlidusleri'ni takip etmemiz gerekiyor. Tek şart bloga üye olmanız! son katılım 20 Nisan.

Linkini sizinle paylaşıyorum:
http://zeynepintatlidusleri.blogspot.com.tr/2015/03/mini-bir-cekilisim-var.html