8 Temmuz 2014 Salı

Sait Faik Abasıyanık Müzesi

Sait Faik Abasıyanık Müzesi Burgazada'da hayatının son dönemlerini geçirdiği köşkte Darüşşafaka Cemiyeti'nin katkılarıyla ziyarete açılmıştır. Sait Faik'in Darüşşafaka'da düzenlenen bir matine ziyareti sırasında burada ilgiye muhtaç çocuklardan çok etkilendiği ve annesi ile beraber vefatlarından sonra mal varlıklarından büyük bir çoğunluğunu bu cemiyete bağışladıkları bilinmektedir. Sait Faik'in annesi Makbule hanım, yazarımızın tüm telif haklarını ve müze yapılması koşuluyla Burgazada'daki köşkü cemiyete bağışladığı belirtilmekte ve cemiyetin de bu konuda gerekli özeni gösterdiği görülmektedir. Sait Faik'in yaşamış köşk tabiri caizse cennet gibi, yemyeşil bahçesi, sakin ortamıyla insanı dinlendiren bir huzura sahip. Müzenin içinde yaşarken kullandığı eşyalar, yazı masası, mektupları ve fotoğrafları sergilenmektedir. Ben birkaç fotoğraf çektim ancak fırsatınız olursa mutlaka siz de ziyaret edin ve hatta bir öykü kitabını da alın :) İyi eğlenceler!


"Söz vermiştim kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi ki? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kağıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım."







7 Temmuz 2014 Pazartesi

Burgazada Gezi Yazısı

Bu hafta sonu yine bir kaçamak yaparak bu kez Prens Adaları'nın incisi Burgazada'ya gittik. Yunanca adı Antigoni (Αντιγόνη) olan ada İstanbul açıklarında yer alan Adalar'ın büyüklük olarak üçüncüsüdür. Ada yandaki görüntüden de anlaşılacağı üzere yeşil, sakin ve yuvarlak bir görünüme sahiptir. Adanın bir ucundan diğerine (sahil yolunu izleyerek) gitmek yaklaşım 3 km sürüyor ancak tepelerdeki yangın için açılan patikalarda trekking (doğa yürüyüşü) yapmak isterseniz planlar biraz değişebilir :).

Öncelikle nasıl gidilir sorusuna yanıt verelim. Adaya İstanbul Şehir Hatları, İstanbul Deniz Otobüsleri veya Mavi Marmara firmalarının düzenledikleri seferler ile ulaşılabilmektedir. Bunun için Bostancı veya Kabataş'tan adalar vapuru durağına gitmek yeterli olacaktır. Bostancı'dan kalkan motorlar 30 dakika civarında Burgazada'ya ulaşıyormuş ancak biz Kabataş'tan yola çıktığımız için yolumuz 1 saat sürdü. İnternetten veya herhangi bir deniz otobüsü durağından Adalar Vapur Seferlerine ilişkin düzenlenen tarifeyi mutlaka edininiz (Yaz ve Kış tarifesi farklıdır). Kabataş'tan süren 1 saat deniz yolculuğundan sonra (bu arada vapur önce Kınalıada'ya uğramaktadır, ikinci durak Burgazada'dır) sonunda Burgazada'ya iniyorsunuz. Bu arada vapurda her zaman çay satan bir garson oluyor ve Ramazan ayı gibi bir dönem değilse, sabah pastaneden aldığınız simit ve poğaçayı vapurda sıcak çay eşliğinde mis gibi deniz kokusuyla yemenin zevkini de yaşamalısınız. :).

Adaya ilk indiğinizde, Burgazada iskelesinin bulunduğu yerin sol tarafında sıra sıra salaş balıkçılar var. Ancak yeni bir şey; muhtemelen yazın yaşanan yoğunluktan dolayı, akşam burada balık yemek istiyorsanız rezervasyon yapmanız gerekiyor. Akşam geldiğinizde yer bulamayabiliyorsunuz. En çok tavsiye edilenler Barba Yani restaurant ve Antigoni restaurant. Ancak biz Sahil Balıkta akşam yemeği yedik ve mezelerinin ve deniz mahsulleri krepinin çok başarılı olduğunu söyleyebilirim (resimdeki krep)!


Yemekten söz açılmışken, adaya ilk indiğinizde, tam ortasında Sait Faik'in heykelinin bulunduğu bir alan sizi karşılıyor olacak. İşte tam bu alanın ortasında durduğunuzda (heykelin arkasında durabilirsiniz) karşınızda Ergün Pastanesi yer alıyor. Pastanenin patlıcanlı poğaçası ve vişneli milföyünü çok tavsiye etmişlerdi. Denemenizde fayda var, oldukça değişik tadı var ikisinin de. Ayrıca Sahildeki balıkçıların sonundaki Başköşe Kafede Türk kahvesi veya ev yapımı limonata ile bir yarım saat denizi seyrederek oturabilirsiniz (tavsiye edilir). Ayrıca bu sıcak havalarda Sinem Dondurmacısından da damla sakızlı dondurma yemeden ada ziyaretini kesinlikle tamamlamayın. Çok lezzetli ve içindeki damla sakızı parçalarıyla ağzınızda değişik bir tat bırakıyor.

Adada yapılabilecek diğer bir aktivite Sait Faik'in sıklıkla gittiği Kalpazankaya'da gün batımını izlemek! Kalpazankaya adanın bir ucu ve iskeleden yaklaşık 3 km, bu nedenle yürümek yerine bisikletle gitmek daha kolay oluyor. Sahilde Nadir Çay Bahçesinin hemen karşısında bisiklet kiralayan bir yer var ve saati 5 TL. Zaten maksimum 2 saat binebileceğiniz için fiyatı makul. Akabinde inişiyle yokuşuyla sizi bol manzaralı ve yeşil bir sahil yolu ve sonunda Kalpazankaya bekliyor. Ayrıca burası bir plaj olduğu için denize de girebilirsiniz ancak deniz çok yosunlu olduğundan (resimlerden anlaşılacağı üzere) eğer yosun sevmiyorsanız, Burgazada'da denize girmeyi unutun :).  Çünkü tüm denize girilecek noktaları bu şekilde.

Kalpazankaya'nın en yüksek noktasında Kalpazankaya Restaurant bulunmakta (resimlerden gördüğünüz gibi harika manzarası var). Ancak sahildeki pek çok yer gibi, belli vakitlerde yer bulmak zor oluyor ve rezervasyon gerekiyor. Burada akşam yemeği oldukça eğlenceli olabilir ama yine de manzaraya karşı soğuk bira & patates ikilisi de iyi gidiyor :).

Adada kalmayı düşünüyorsanız, maalesef Büyükada gibi çok seçeneğiniz yok. Eğer yer bulabilirseniz Burgazada Öğretmenevi var ve diğer bir seçenek de Villa Mimosa'dan ev kiralamak. Ancak ev 8 kişilik olduğu için eğer kalabalık değilseniz bu fikir biraz tuzlu oluyor :). Son seçeneğiniz de Mehtap 45 Otelde kalmak. Mehtap 45 Otel pansiyon tarzında adanın biraz üst kısımlarında (uzun bir merdivenle çıkıyorsunuz) mütevazi bir yer (Telefon numarası 0216-381-26-60). Oda fiyatları manzaralı olup olmadığına göre değişiyor ancak adanın her yeri manzara olduğu için yalnızca uyumak için otel kullanacaksanız manzaralı odada kalmanın çok gereği yok. Zaten terastaki kahvaltısı oldukça manzaralı bir yerde oluyor. Fiyatlar için önceden aramak faydalı olabilir zira sezona göre değiştiği kanaatindeyim (ama pazarlık yapın).

Ada normal şartlarda günübirlik eğlence için ideal. Yine de Adada kalmaya karar verdiyseniz, ertesi sabah (ki bu muhtemelen pazar olur) erkenden kalkıp adanın tepelerine doğru uzanan keçi yolları tarzındaki yolları kullanarak Bayrak Tepe'ye çıkabilirsiniz (manzara muhteşem). Hava çok sıcak olduğundan, eğer mümkünse güneşin tam yükselmediği sabah vakitleri bunun için ideal (akşamı tavsiye edemiyorum zira çok ıssız ve orman-deniz-uçurum yollarından gideceksiniz). Tam tepe noktasında geniş bir açıklık var huzuru burada bulabilirsiniz. Ayrıca bu mevsimin bir güzelliği daha, henüz kır çiçeklerinin solmadığı bir dönem ve tepedeki açıklıkta binlerce kelebek uçuşuyor çiçekten çiçeğe. Gözlerinize inanamayacaksınız!































İstanbul'da yaşayanlar için hiç zor değil. Eğer günlük temponun yoğunluğundan sıkıldıysanız mutlaka Burgazada'da en azından bir gün geçirin ve Kalpazankaya'da gün batımını izleyin! Temiz havayı içinize çekin ve uzakta kalan İstanbul görüntüsüne bakıp ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün...

Safranbolu Gezi yazım:
http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2014/02/hafta-sonu-safranbolu.html

Kuzey Kıbrıs Gezi yazım:
http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2014/05/kuzey-kbrs-gezi-yazs.html

24 Haziran 2014 Salı

Nazlı'nın Defteri


"Nazlı'nın Defteri" İstanbul Arkeoloji Müzesinin kurucusu ve ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in küçük kızı Nazlı'nın 1907-1911 yılları arasında tuttuğu misafir defterinin ve resimlerinin bazı eşyaları ise beraber sergilendiği sergidir. Küratörlüğünü Edhem Eldem'in yaptığı sergi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde (ANAMED) ziyarete açılmış olup, 10 Temmuza kadar ziyarete açık olacak. Ayrıca, sergiyle aynı adı taşıyan kitabı da satın alabilirsiniz, sergi salonunun girişinde satılmaktadır. ANAMED İstiklal Caddesi 181 numarada, Şişhane'ye doğru yürürken, Galatasaray Lisesi'ni geçince hemen sağdaki gösterişli bina. İyi eğlenceler!







23 Haziran 2014 Pazartesi

Füsun Onur Sergisi - Aynadan İçeri


Bu hafta sonu Yolun düşerse her zaman uğradığım ARTER'de değişik bir sergi olduğu gördüm. Türkiye'nin çağdaş sanatçılarından birisi olarak tanınan Füsun Onur'un "Aynadan İçeri" ("Through the Looking Glass") isimli sergisi Emre Baykal küratörlüğünde ARTER'de sergilenmektedir. Biraz vaktinizi alacak zira her 4 katta da önünde durup düşüneceğiniz eserleri mevcut. En çok beğendiklerim arasında hemen girişte sizi karşılayan Aynalı Labirent ve düş kapanına benzettiğim Orient'te Buluşalım isimli eserlerdi. Orient'te Buluşalım aşağıda resmini gördüğünüz mavi dev top ve onun hemen altında dökülen ülkeler... ancak ben hala düş kapanı olduğunda ısrarcıyım :). Bununla beraber sergi adını Lewis Carroll'ın Alice Harikalar Diyarında isimli kitabının son bölümünden alıyor. 
“Aynadan İçeri, Emre Baykal’ın Füsun Onur’la bir yıla yakın bir zaman diliminde yürüttüğü yakın çalışma süreci sonucunda seçilen 40’ı aşkın yapıtı biraraya getiriyor. Sergi, izleyiciyi Füsun Onur’un 50 yılı aşan sanatsal üretimini ve dünyasını keşfe davet ediyor."

Sergi 17 Ağustos'a kadar devam edecek, İstiklal Caddesine uğradığınız bir zaman gezebilirsiniz. İyi eğlenceler!

Ziyaret saatleri: 
Salı–Perşembe, 11:00–19:00
Cuma, Cumartesi ve Pazar, 12:00–20:00 


19 Haziran 2014 Perşembe

Koç Pera by Divan

Koç Pera by Divan, İstiklal Caddesi üzerindeki Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezinin son katında bulunmakta. Daha önce fakülte mezunlar toplantısı için bir iki kere gitmiştim ancak son birkaç ayda inanılmaz gelişme göstermiş :). Koç Üniversitesi mezunu olduğum için buranın bende yeri ayrıdır, İstiklal Caddesinden en zaman geçsem, alt kattaki toplantı salonunda yeni bir sergi varsa gezerim. Bu hafta ise üst kattaki yeni açılan şık mekanı için gittim (Koç Pera by Divan). Sahip olduğu Haliç manzarasıyla özellikle havanın hafif karardığı ve serinlediği yaz akşamları için müthiş bir mekan olabilir. Ayrıca terasta barın bulunduğu taraf da İstiklal Caddesine tepeden bakıyor ve sanırım bu manzara da sizin için değişik olabilir. Damak tadı açısından, ben en çok şarabın yanında aldığım bruschetta'yı beğeniyorum ve yemeklerin henüz tadına bakmadım ama daha önce yemek yiyen arkadaşlarım yemeklerin de nefis olduğu yönünde yorumlar yaptılar. Bir güzel haber de, Koç Üniversitesi mezunlar derneği üyelerine indirim var arkadaşlar :) Mutlaka tavsiye ederim, sevgiler!

Koç Pera by Divan adres: Tom Tom Mah. İstiklal Cad. Merkezhan Kat: 5 & 6, Beyoğlu / İstanbul

4 Haziran 2014 Çarşamba

Renklerin Büyülü Dünyası - 2


Resim kursuna gittiğimi ve geçtiğimiz yıldan farklı olarak bu yıl yağlı boya resim yapmaya başladığımı biliyorsunuz zaten! Birinci tablomu yine aynı başlıklı bir yazı ile sizinle paylaşmıştım. İki resim arasındaki farktan da net olarak anlaşılacağı üzere yavaş yavaş bir gelişme gösteriyorum. Ne de olsa ilk tablo bir denemeydi. Bunu kara kalem çizimlerimde de kendim fark ediyorum. Bir sonraki tablom da (artık bakalım ne olacak) muhtemelen çok daha ileri bir sonuç alacağız. Resim kursu yaz tatiline girdiği için bir sonraki sezona kadar bu kez kendi tercihimiz olan bir tablo yapacağız (şimdiye kadar aranjmanlar veya tercihler genellikle resim hocamız tarafından yapılmıştı) ve daha yüksek bir motivasyonla yapacağım sonraki resimleri bekliyorum. Özellikle bu Antik yunan büstünden aldığım sonuçtan sonra! Resimlerden görebileceğiniz üzere yine her şey boş bir tuval ile başladı. O tuvali şövaleye taktığım an fantastik bir dünyaya bir kapı açmışım gibi hissediyorum.




Öncelikle diğer resmimde olduğu gibi, yaklaşık 2 metre uzaklıktaki masa üzerindeki seçilen objeler kara kalem vasıtasıyla tuval üzerine istediğiniz büyüklükte çizilir. Ben biraz fazla bastırıyorum kalemi sanırım, koyu çizgiler oluşuyor bende. Mümkün mertebe kalemi serbest tutmak ve hafif çizgiler yapmak daha iyi oluyor. Her ne kadar yağlı boya üstünü kapatsa da, hafif çizmeyi alışkanlık haline getirmek lazım!


Çizim sona erdikten sonra boyamaya başlıyoruz. Önce hafif renklerden astar bir boya yapabilirsiniz. bu şekilde hangi renkleri seçeceğiniz konusunda düşünmeye fırsatınız oluyor :). Hayatınızı renklendirmenin bir yolu da bu.



Yine de rahat olabilirsiniz zira yağlı boyalar kuruduktan sonra (1-2 hafta alabilir) üzerinde başka renkleri alabilir (kapatabilir). Ancak koyu bir renk üzerine açık renklerin uygulamasının çok zor olduğunu ve altında iz kaldığını belirtmek isterim. Ne kadar renk uyumu yaptığımı bilmiyorum ancak bu kez yalnızca büste odaklandım. Drape ve fon üzerinde çok durmadım, yine de bu tablomu da çok sevdim :). Resim yapmanın verdiği zevki hepinizin tatması dileğiyle, yeni bir meditasyonda görüşmek üzere!

Birinci tablom hakkındaki paylaşım için: