Bir arkadaşın fikir vermesiyle temel atış eğitimi almak ve bu tehlikeli oyunu da tecrübe etmek için bu hafta sonu ISAV Atış Poligonuna doğru yol aldık. ISAV'a gitmek kolay, herhangi bir metrobüs durağından Küçükçekmece'ye doğru gideceksiniz, hemen ana yol üzerinde zaten göreceksiniz. İçeri girdiğinizde sizi dev bir silah mağazası bekliyor olacak ki içeride neredeyse yok yok! Boy boy adını ve cinsini bilmediğim silahlar, tüfekler, kamp malzemeleri, kamuflajlar, küçük tehlikeli oyuncaklar şık bir şekilde sergilenmiş. Mağazayı müze gibi de gezebiliyorsunuz. Sonrasında alt kata doğru silah sesini takip ettiğinizde sizi bir görevli karşılıyor ve silah atışı için ayarlanan dev salona giriyorsunuz. Burada 22 kalibrelik bir silahla önce temel bir atış eğitimi alıyorsunuz (5-10 dakikayı geçmez, zaten zor bir oyuncak değil) akabinde size verilen mermi kadar uzaklığı ayarlanan hedefe ateş ediyorsunuz. Benim sonuçlarım oldukça başarılıydı (kırmızı ve sarı alan ağırlıkta) ancan beraber gittiğimiz arkadaşım hedefin asılı olduğu demiri vurduğu için daha başarılı olduğunu iddia etti :) Farklı bir deneyim yaşamak isterseniz, siz de bir deneyin derim. İyi eğlenceler!The most dangerous risk of all - the risk of spending your life not doing what you want on the bet you can buy yourself the freedom to do it later.
25 Şubat 2014 Salı
Poligon'da Temel Atış Eğitimi
Bir arkadaşın fikir vermesiyle temel atış eğitimi almak ve bu tehlikeli oyunu da tecrübe etmek için bu hafta sonu ISAV Atış Poligonuna doğru yol aldık. ISAV'a gitmek kolay, herhangi bir metrobüs durağından Küçükçekmece'ye doğru gideceksiniz, hemen ana yol üzerinde zaten göreceksiniz. İçeri girdiğinizde sizi dev bir silah mağazası bekliyor olacak ki içeride neredeyse yok yok! Boy boy adını ve cinsini bilmediğim silahlar, tüfekler, kamp malzemeleri, kamuflajlar, küçük tehlikeli oyuncaklar şık bir şekilde sergilenmiş. Mağazayı müze gibi de gezebiliyorsunuz. Sonrasında alt kata doğru silah sesini takip ettiğinizde sizi bir görevli karşılıyor ve silah atışı için ayarlanan dev salona giriyorsunuz. Burada 22 kalibrelik bir silahla önce temel bir atış eğitimi alıyorsunuz (5-10 dakikayı geçmez, zaten zor bir oyuncak değil) akabinde size verilen mermi kadar uzaklığı ayarlanan hedefe ateş ediyorsunuz. Benim sonuçlarım oldukça başarılıydı (kırmızı ve sarı alan ağırlıkta) ancan beraber gittiğimiz arkadaşım hedefin asılı olduğu demiri vurduğu için daha başarılı olduğunu iddia etti :) Farklı bir deneyim yaşamak isterseniz, siz de bir deneyin derim. İyi eğlenceler!23 Şubat 2014 Pazar
Wizards of İstanbul - FRP Convention
KuFRP'den haber beklerken Wizards of Istanbul'un 22 Şubatta bir etkinliği olduğunu öğrendim. Bildiğiniz üzere Wizards of Istanbul ara ara böyle etkinlikler düzenliyor ve FRP severler kapatılan bir mekanda gönlünce fantastik diyarlara yol alıyor (Oyunlara katılmak isterseniz Wizards of Istanbul'un internet sayfasından açılan oyun masalarına kayıt yapabiliyorsunuz). Bu etkinlikte (Kızgın Masa) çeşitli temalarda masalar açılmıştı (gelecekte geçen veya Savages gibi). FRP konusunda engin bir bilgiye sahip olmadığım için bana en yakın olan "Dead Man's Chest" masasına kaydoldum ve bu cumartesi günü kendime fantastik bir hikaye armağan ettim :). Bu oyunda akli dengesi pek yerinde olmayan bir büyücünün maceracılar loncası aracılığıyla kiraladığı karakterlerden biri olarak fantastik bir evrene girişi yaptık. FRP oyununa ilginiz varsa veya bir şekilde tanımak istiyorsanız bu siteyi bir takip edin derim! İşin en güzel tarafı yeni insanlarla tanışmak. Daha önce söylediğim gibi, dünyanın merkezinde olmadığımızın farkına vararak bencilliğimizden uzaklaşmak, bizden bağımsız akıp giden şu hayatı görmek ve hayat denen okyanusta yalnızca bir damla olduğumuzu başkaların hikayelerinden öğrenmek... Yeni oyunlarda görüşmek üzere!İlginizi çekebilir:
http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2013/11/raistlin-majere-dragonlance.html
http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2013/10/fantastik-rol-yapma-oyunu-frp.html
10 Şubat 2014 Pazartesi
Aklın Uykusu (The Sleep of Reason)
Resim kursunda çıktığım yakın olması sebebiyle Arter'e mutlaka uğrarım. Bu kez yine ilginç bir sergiye ev sahipliği yapmış: Aklın Uykusu (The Sleep of Reason). Sergi Marc Quinn'in 1999 yılından bu yana ürettiği otuzdan fazla eseri (bir kısmını resimlerde görebilirsiniz) ziyarete açmış. Sizin de gördüğünüz üzere, eserlerde farklı malzeme ve teknikler kullanılmış. Sergi tanıtımında yazdığı kadarıyla serginin adı, Goya'nın "The Sleep of Reason Produces Monsters" başlıklı gravürden esinlenilerek konulmuş. Gravürün başlığından esinlenilerek adlandırılan sergi "aklın uykusunu" bir yandan varoluşun ve yok oluşun, öte yandan hayat ve sanatın birbirlerini beslediği bir geçiş ve etkileşim alanı olarak kurgulamış.
Aşağıdaki dev deniz kabuğu "Dünyanın Kökeni" olarak adlandırılmış ki içindeki omurgasız canlılardan dolayı bu şekilde yorumlandığını düşünüyorum. Yine de daha önce gördüğüm ünlü bir tablo vardı, dünyanın kökeni gibi bir adı olan ve bir vaginanın resmedildiği. Sanırım bu tablo daha başarılı! Ancak "Yaşam Nefes Alıyor" (aşağıdaki kapüşonlu heykel) ve "Başlangıç" / "Son" eserlerini kendimce başarılı buldum. Sonuçta ben bir sanat eleştirmeni değilim elbette ancak güneşin doğuşu ve batışıyla birlikte yaşam ve ölüm deneyimlenmiş (aşağıdaki tablo). Serginin tanıtımında çok daha güzel açıklamalar yer alıyor. Vaktiniz varsa mutlaka bir gidin derim. 8 Şubatta başlayan sergi 27 Nisan 2014 tarihine kadar devam edecek (Arter'in nerede olduğunu biliyorsunuz). İyi eğlenceler!
Aşağıdaki dev deniz kabuğu "Dünyanın Kökeni" olarak adlandırılmış ki içindeki omurgasız canlılardan dolayı bu şekilde yorumlandığını düşünüyorum. Yine de daha önce gördüğüm ünlü bir tablo vardı, dünyanın kökeni gibi bir adı olan ve bir vaginanın resmedildiği. Sanırım bu tablo daha başarılı! Ancak "Yaşam Nefes Alıyor" (aşağıdaki kapüşonlu heykel) ve "Başlangıç" / "Son" eserlerini kendimce başarılı buldum. Sonuçta ben bir sanat eleştirmeni değilim elbette ancak güneşin doğuşu ve batışıyla birlikte yaşam ve ölüm deneyimlenmiş (aşağıdaki tablo). Serginin tanıtımında çok daha güzel açıklamalar yer alıyor. Vaktiniz varsa mutlaka bir gidin derim. 8 Şubatta başlayan sergi 27 Nisan 2014 tarihine kadar devam edecek (Arter'in nerede olduğunu biliyorsunuz). İyi eğlenceler!



7 Şubat 2014 Cuma
Antik Güzelliği Görüntülerken
Geçtiğimiz cuma komisyonla beraber Yunan Konsolosluğunda açılışı yapılan "Antik Güzelliği Görüntülerken" adlı fotoğraf sergisine katıldık. Sergide pek çoğu Yunanistan'daki müzelerde sergilenen Antik Yunan eserleri fotoğrafçı Joshua Garrick tarafından fotoğraflanmış. Garrick'in daha önceki çalışmaları da hep Antik Yunan üzerine olmuş ve sergideki fotoğraflar farklı bakış açılarından çekilerek ışıl ışıl bir fona basılmış (bunun sebebi fotoğrafın derinlik hissini verebilmek amacıyla alüminyum folyo kullanılmasıymış) Kendisinden bu sergi hakkındaki yorumu biraz daha özetleyici olacaktır: "...Fotoğrafçının sorumluluğu, fotoğrafa bakanın resmi farklı bir bakış açısıyla görmesine yardımcı olmaktır. Ben de Antik Yunan eserlerini fotoğraflarken büyük bir sorumluluk duyuyorum. Fotoğraflarım bu döneme duyduğum tutkuyu paylaşmama aracı oluyor. Bugün bildiğimiz anlamlarıyla sanat, tarih, tiyatro, felsefe ve "gusto" kavramlarının temelini oluşturan Klasik Yunan'a teşekkür ederiz." Sonuç itibariyle, sergi için var olan bir şeyin farkında olmadığımız güzellikleri öne çıkarılmıştır diyebiliriz. Sergi Taksim'deki Yunanistan Başkonsolosluğunda 9 Mart'a kadar devam edecektir, ilgilenenler için her perşembe uzmanlık alanı klasik arkeoloji olan Türk arkeologlar tarafından saat 19:00'da turlar düzenlenmektedir. İyi eğlenceler!



6 Şubat 2014 Perşembe
Poker Oynamayı Öğrendim
Dün mezun olduğum üniversitede yüksek lisans ve doktora yapan birkaç arkadaşımın yemek daveti üzerine güzel bir gece geçirdim. Öncelikle, kendim de yemek yapmaya vakit bulamadığımdan, yapılmış mis gibi bir ev yemeği beni benden aldı :). Akabinde biraz yakın gelecekte almak istediğim motosiklet üzerine konuşuldu ve başka birkaç arkadaşın da gelmesiyle poker oynamaya karar verildi. Daha önce poker oynamadım ancak ilginç bir şekilde bir seferde anladım. Jargon çok önemli değil, yandaki sıralamayı tutturmak kazanmak için yeterli (eli daha yüksek olan kazanıyor tabi). Bilenler zaten biliyordur, ben de henüz amatör olduğum için anlatmayayım. Yine de öğrenince emin oldum ki tamamen şans oyunu (belki biraz da duygulara hakim olmak gerekebilir). Ancak ben bu poker işini sevdim, işin eğlenceli tarafı dün gece açık ara farkla oyunu ben kazandım. Buna acemi şansı mı diyelim yoksa klasik kaybeden/kazanır mı diyelim arkadaşlar? :) Ne olursa olsun, oldukça neşeli bir gece geçirdim, herkese çok teşekkürlerimi iletirim.
Poker masamız ve benim kazandığım potlar
Etiketler:
ARKADAŞLAR,
BLÖF,
BOP,
POKER,
ŞANS OYUNU
3 Şubat 2014 Pazartesi
Hafta Sonu Safranbolu

Vaktiniz varsa -ki bu gezi bir hafta sonundan uzun sürmez- kesinlikle tavsiye ederim. Biraz yorucu ama bir o kadar eğlenceli bir hafta sonu kaçamağı için güzel bir adres (romantik değil ama turistik). İlkbahar aylarında, ağaçlar çiçeklenince etraf yeşillenince daha da güzel olduğunu duydum. Özellikle Tokatlı Kanyonu çok güzel oluyordur eminim. Hadi siz de kendinize bir gezi armağan edin! 


29 Ocak 2014 Çarşamba
Renklerin Büyülü Dünyası
Dünyanın en klişe başlığını yazmış olabilirim ama bu bana hissettirdiklerini değiştirmez :). Hayatımda "çok doğru tercih yaptım, iyi ki yaptım" dediğim birkaç şey oldu ve bunlardan birisi resim kursuna katılmaktı. Bu kadar hızlı ilerleyebileceğimi düşünmemiştim ancak bu da benim yeteneğimden olsa gerek :). Bildiğiniz gibi, geçen yıl kara kalem ile başlayan kurs bu yıl eski katılımcılarla yağlı boya ile devam etti. Aslında sulu boya ile devam edecektik ama yoğun istek üzerine yağlı boyaya geçiş yaptık, riski seviyormuşuz meğer! Resim yapmak kadar bana kendimi iyi hissettiren başka bir aktivite yok henüz hayatımda. Her cumartesi sabahtan akşama kadar atölyeye kapanıp terebentin kokusu, dinlendirici bir müzik ve büyülü renkler eşiliğinde resim yapmak bana kendimi bile unutturuyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum ve yenilenmiş çıkıyorum oradan, tamamen yenilenmiş bir psikolojiyle. İlgisi olan herkese tavsiye ederim öncelikle!
İlk zamanlar palete boyaları tüplerden sıktığımda çok hoşuma gitmişti. Ama paletin zamanla kullanılıp renklerin birbirine girmesini daha çok sevdim. Sanki okunmuş ve üzerine notlar alınmış bir kitap gibi...
İlk zamanlar palete boyaları tüplerden sıktığımda çok hoşuma gitmişti. Ama paletin zamanla kullanılıp renklerin birbirine girmesini daha çok sevdim. Sanki okunmuş ve üzerine notlar alınmış bir kitap gibi..."Renk" cisimler tarafından yansıtılan ışığın gözde oluşturduğu duyum şeklinde tanımlanmış. Lakin kimse bu açıklamanın yeterli olup olmadığıyla ilgilenmemiş? Renkler bir duyumdan daha fazlası aslında, ruh halini yansıtan veya değiştiren bir etkiye sahip. En azından bir rengin benim enerjimi değiştirdiğini ben hissediyorum, belki de sanatçı ruhumun naifliğindendir :). Pinhan'ı okuyanlar bilirler: Renkler büyülü müdür? Evet, renkler aynı zamanda büyücüdür de!
Renk seçimlerimiz de kendimizi ele veriyor aslında. Bu çalışmamızda sevgili hocamız deney bile yapmış bizde. Kurstaki herkes ilk kez renkli bir resim yapacağı için masadaki objeler haricindeki renklerin seçimini bize bıraktı ve bu renk seçimlerimizin kişiliğimizi ne derece yansıttığını resimler sona erdiğinde fark ettik. Mesela ben neden fon rengini sarı seçtiğimi bilmiyorum ama sıcak bir renk olduğu ve heyecan hislerini arttırıcı etkisinden dolayı seçimimden memnunum (Sarı: En parlak ve dikkat çekici renktir. Neşe, zeka, incelik ve pratikliği ifade eder). Her neyse, ilk tabloma bakın:


23 Ocak 2014 Perşembe
Resim Kursu Yazısı Gecikirse
Merhabalar herkese! Bilindiği üzere benim geçen yıldan oturmuş bir düzenim vardı. Hafta sonları (cumartesi günleri) mümkün mertebe resim kursuna giderek kursta çizdiğim karakalem resimleri ve kurs çıkışında ziyaret ettiğim resim/fotoğraf/sanat sergilerinin fotoğraflarını kendi yorumlarımla beraber sizinle paylaşıyordum. Bu sene bu konuda biraz tembellik yaptığımın farkındayım. Ancak bunun bir sebebi resim kursunda yalnızca ilk hafta karakalem çalışma yapmamızdı (bildiğiniz üzere bir karakalem eseri bir günde bitirebiliyorum). Sonrasında tuval, terebentin, resim yağı, fırça setleri ve renkli boyalar alarak renklerin büyülü dünyasına geçiş yaptık (bundan daha sonra bahsedeceğim). İlk dersimizde yaptığım karakalem yan tarafta gördüğünüz çirkin kadın. Ancak biz sanatçılar olarak her asitmetrik veya çirkin bir şeyde güzellik gördüğümüz için bu resimleri zevkle yapıyoruz :). Bu kadın Albrecht Dürer'in annesi ve ilk çizimi kendisi tarafından yapılmış. Albrecht gibi yakışıklı bir adamın bu kadından nasıl doğmuş olabileceği sorusu akıllara gelebilir, bu konuyu çok düşünmüyoruz. Albrecht Dürer'in evine (müzeye dönüştürülmüş) Nürnberg'de iken gitmiştim ve çok beğendiğimi anımsıyorum. Nürnberg'de iken pek çok müze, kilise ve festival gezmiştim ancak o zamanlar blog tutmadığım için her şey zihnimde anı olarak kaldı. Her neyse, resim bu aşamaya nasıl gelmiş inceleyelim:




Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





















