30 Haziran 2016 Perşembe

Barselona Gezi Yazısı

Çok uzun zamandır tatil planlıyorduk ve pek çok anlamda şansımız da yaver gidince Barselona bize cazip geldi. Biletleri ve oteli Nisan ayında ayarladık bu nedenle hasbelkader normal şartlardan hesaplı oldu. Her zaman önceden plan yapılarak ayarlanması gerektiği taraftarıyım zaten eğer amacınız biraz ekonomi yapmaksa :). Tarihleri 19-25 Haziran olacak şekilde ayarladıktan sonra gitmeden önce bloglardan, kitaplardan ve daha önce gitmiş olan arkadaşlardan bilgi toplayarak bir gezi planı oluşturduk. Ben genelde bu şekilde yapmayı tercih ediyorum, ama detaylı planlar yapmıyorum (örneğin gezilip görülecek yerlerin bir listesini çıkarıyorum ancak giriş biletlerini internetten almıyorum vb.). Evet, Barselona'ya dönecek olursak, aslında bizim kaldığımız süre Barselona için uzun denilebilir, ancak biz aynı zamanda plajında dinlenme planında da olduğumuz için biraz daha uzun kaldık. Barselona denizle iç içe bir şehir arkadaşlar (Antalya gibi), deniz tatili de yapabilirsiniz. Şehirden bahsedecek olursak, Barselona Katalonya'nın merkez şehri ve İspanya'nın da ikinci büyük kendi konumunda. Avrupa'nın da sayılı kentlerinden olduğu için tahmin ettiğinizden daha büyük bir yaşam alanı aslında.

Bizim ilk durağımız Park de Montjuic yakınında (Bkz. metro haritası) bulunan Katalan Ulusal Sanat Müzesi oldu (solda). Dışarıdan bakıldığında harika bir yapı ve oldukça etkileyici bir şekilde konumlandırılmış. Müzenin sağından devam ederek geniş ağalı yoldan yukarıya doğru çıktığınızda ise Poble Espanyol'a ulaşacaksınız (sağda bir fotoğrafı mevcut). İlginizi çeker mi bilemiyorum ancak burası İspanya'nın en ünlü caddelerinin & binalarının boyutları biraz daha küçültülerek inşa edilmiş ve ziyarete açılmış bir turist köyü veya açık hava müzesi de denilebilir. Giriş ücreti yanlış aklımda kalmadıysa 13 Avro, minik bir İspanya turu yapmış gibi olacaksınız eğer girmeyi düşünürseniz. İçeride sadece mimari eserler değil, şarap tadımı, cam veya metal işlemeciliği (el işi), bir şeyler yiyip içebileceğiniz kafeler de mevcut. Buradan çıkınca Montjuic Tepesine çıktık ki bu tepe sanırım Barselona'nın en yüksek noktası, burada muazzam bir şehir manzarası var.

Şehrin içine indiğinizde (Bkz. Liceu metrosu) La Boqueria Mercat'da egzotik meyveler ve deniz ürünleri deneyebilirsiniz. La Boqueria kapalı bir pazar olarak inşa edilmiş ancak içinde içki, baharat, meyveler ve et ve deniz ürünleri dışında pek fazla seçenek yok gibi :). Pazarın en güzel yanı göz zevki, rengarenk meyveler ve içecekler uyumlu ve renkli bir bütün oluşturuyor. İkinci bir güzel yanı da bu meyveleri oldukça uygun fiyatlara deneyebiliyor olmanız; papaya, passion fruit, Hindistan cevizi, mango gibi egzotik meyveleri birkaç avroya tadabilirsiniz. Ayrıca karides, ıstakoz, midye, ahtapot gibi deniz ürünlerini de pişirilmiş şekilde taze ve sıcak deneme şansınız da mevcut. Bildiğim kadarıyla bu pazarın da İspanyol Köyü gibi yüz yıllık bir geçmişi var.


Devamında Barselona'nın en ünlü ve büyük caddesi La Rambla'da bir yürüyüşe çıkmakta fayda var. Kuzey'de Katalunya Meydanı ile başlayan cadde Güney'de Kristof Kolomb heykeli ile sona eriyor (sağda) ve yaklaşıl iki kilometrelik bir uzunluğu var. Yalnızca yayalara özgülenen cadde, kafeleri, alışveriş merkezleri ile İstiklal Caddesini andırıyor. Kristof Kolomb heykeline kadar geldiyseniz zaten marinaya ulaşmışsınız demektir (solda). Marina gün batımında harika görünüyor ve sahil boyunca gezintinize devam edebiliyorsunuz. Eğer alkol tüketiyorsanız, bu sahip hattı hem manzarası hem de yaz aylarında sahip olduğu tatlı esinti ile Sangria içmek için harika bir yer.

Biz ertesi gün başka bir şehirde bulunan (Figueres'de) Dali Müzesi'ne ve Picasso Müzesi'ne gittik ancak bu müze deneyimlerini bambaşka olduğundan başka bir yazıda anlatmak isterim. Bu nedenle buradan sonra Barselona'da modern mimari akımının başını çeken ünlü mimar Gaudi ile devam edeceğim. Kendine özgü kültürü ve mimarisiyle dikkat çeken Antoni Gaudi, Barselona'yı bu kadar önemli bir cazibe merkezi haline getiren kişi olabilir. En ünlü eseri vefatından önce başladığı ancak bitiremediği kilisesi La Sagrada Familia olabilir (sağda). Yapımıza 1882 yılında başlanılan eserin 1926 yılında Gaudi'nin ölümüne kadar yapımı sürmüş ancak Gaudi vefat ettikten sonra da hala tamamlanamamış. İspanyol hükumeti Gaudi'nin ölümünün 100. yılında eseri tamamlamayı planlamaktadır. Solda ise diğer bir eseri Casa Batllo'yu görmektesiniz (Bu eserlerin giriş ücretleri yüksek, toplamda 35 Avroyu gözden çıkarmalısınız).

Bir diğer önemli Gaudi eseri tabi ki Park Güell. Park Güell masal bahçesi gibi çok zengin bir hayal gücü ile ortaya çıkarılmış bir bahçe, hepinizin çok seveceğine eminim. Mimar Gaudi park alanı içerisinde standart bir İngiliz bahçesini wonderland ile birleştirmiş. Taş sütunlar, renkli mozaikler, teras ve taraçalar bahçeye fantastik bir görünüm kazandırıyor. Bu parkın biletlerini internetten gitmeden almanız daha iyi olabilir zira grup grup içeri aldıkları için saatler sonrasına randevu verebiliyorlar (bir sabah 09:00'da gittik ancak saat 13:00'e randevu alabildik). İçeride kalma süreniz de 30 dakika olarak belirleniyor. Giriş ücreti 9 Avro, diğer Gaudi eserlerine göre uygun fiyatlı ancak zamanınızı iyi ayarlamanızda fayda var.

Barselona'nın içinde dolaşmaya çıktığınızda Endülüs tarzında eski mimariler, dar ve egzotik sokaklar zaten bolca göreceksiniz. Bu açıdan en ilgi çekecek sokaklar Gothic Quarter olarak bilinen bölgede bulunmaktadır.  Barri Gotic (old town) mutlaka gezmeniz gereken yerlerden birisi kanaatimce. Bu bölgede Catedral de Barcelona'yı (solda) ve bu şekilde yapılmış gösterişli yapıları da görme şansınız olacak. Katoliklerin katedral ve kiliseleri bana Ortodoksların yapılarına göre oldukça mütevazi göründü. Aslında oldukça büyük ve gösterişli yapılar ancak altın yaldız süslemeler, ikonalar nispeten az gibi göründü. Sağdaki yapı ise Barselona'nın en yüksek noktalarından birinde bulunan bir eğlence parkının yanında yer alan dev kilise: Tibidabo. Bu yapı benim fotoğraflarında gerçeğinde olduğu gibi etkileyici görünmedi ama mutlaka kendisini görmelisiniz.


Önemli noktalardan bahsettiğimi tahmin ediyorum, diğer Gaudi eserleri ve görmek istediğiniz diğer yerler (örneğin BFC Camp Nou gibi) sizin inisiyatifinize ve tatil planınıza bırakıyorum. Bizim biraz daha vaktimiz vardı ve Barselona sahilde güneşlenmeyi ve denize girmeyi tercih ettik. Barselona'nın denizini ve plajını kendi adıma çok beğendim, ayrıca sahile yakın yerlerde Sangira içmenizi de özellikle tavsiye derim. Hem tatlı hem de buz gibi bir içecek olması sebebiyle Haziran ayı gibi bir mevsimde gittiyseniz inanın çok iyi geliyor. Yemekler hususunda fotoğrafını çekmeden isimlerini belirtmekle geçeceğim zira onları da kendi tercihinize bırakıyorum. Mutlaka Paella denemelisiniz. Paellanın orijinalı deniz ürünleri ile yapıldığından bence deniz ürünlü olanı tercih edin. Bir de İspanya'nın meşhur tadı Tapas'lar var. Tapas aslında meze demek, ve yemek öncesi atıştırmalık şeklinde oluyor. Çok fazla çeşit var ve pek çok yerde bulabiliyorsunuz. Şimdiden afiyet olsun!

Evet, bir gezimizin daha sonuna geldik, özel sorularınız olursa bana e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz, diğer önemli notları aşağıda ileteceğim. Kendinize mutlaka bir iyilik yapın ve seveceğinizi düşündüğünüz yeni bir yeri bu yaz görün. İyi eğlenceler!

Önemli notlar:

- Metro ağı çok gelişmiş bir şehir ve metrolarda zorlanmadan yönünüzü bulabilirsiniz. Bu açıdan yanınızda harita varsa korkmayın.
-Turistlerin yanı sıra çok fazla göçmen var şehirde, bu nedenle yerli halktan fazla yabancı görebilirsiniz.
- Maalesef İngilizce bilenlerin oranı çok az, sizi anlıyorlar ancak tatminkar bir cevap alamıyorsunuz. Bu nedenle mümkün mertebe işlerinizi kendiniz halletmeye çalışın.
- Hırsızlık olaylarının çok olduğu söyleniyor, bu konuya özellikle dikkat etmenizde fayda var. Biz çok dikkatli davrandığımız için yaşamadık.
- Şehir içinde tüm otobüs ve raylı hatlarda geçerli günlük biletlerden almayı unutmayın, çok hesaplı oluyor. Biz hava alanında information noktasından 5 günlük bilet aldık ve 5 günlük biletin kişi başı fiyatı 32 Avro.
-Otellerde giriş yaparken standart otel ücretinin yanında vergi adı altında her kaldığınız gün için kişi başı 70 cent tahsil ediliyor.
-Şehirde çok fazla genç nüfus var ve herkes eğleniyor. Aralarına karışın ve keyfinize bakın!

14 Haziran 2016 Salı

Sare Kural Eserleri

Maltepe Park'ta alışveriş yaparken tesadüfen bir sergi keşfettim. Ressam Sare Kural'a ait olan resimler yağlı boya olduğunu tahmin ettiğin tuvaller üzerinde farklı denemeler yapılarak sergilenmişti. Sizin de fotoğraflardan anlayabileceğiniz üzere, tablonun üzerinde resim ile alakalı olacak şekilde CD, boncuk, ip, metal parçaları vb. şekilde materyaller yapıştırılarak karma bir eser oluşturulmuş. Yaptığım kısa bir araştırma sonrasında ressam Sare Kural'ın çevreci yanıyla da tanındığını ve sanatçı çevre için geri dönüşümün önemine dikkat çeken eserler yaptığını öğrendim. Bu nedenle özellikle elektronik ve sanayi atıklarını eserlerinde kullanarak pek çok eser meydana getirmiş ve bu çerçevede çeşitli ödüller almış. İzmit Ekol Resim Atölyesinde çalışmalarına devam eden ressam aynı zamanda fotoğraf sanatı ile de ilgilenmektedir. Serginin ne kadar süre daha kalacağını bilmiyorum ancak yolunuz düşerse ziyaret edin derim. İyi haftalar!

13 Haziran 2016 Pazartesi

Av. İsmet Çepel


Biliyorsunuz ki son dört yıldır İstanbul Barosunun avukatlar için organize etmiş olduğu resim kursuna katılıyorum. Burada harika insanlar tanıdım. Dün itibariyle, resim kursumuza yaz kış demeden gelen ve harika resimler yapan, hepimizin çok sevdiği Av. İsmet Çepel hanımın vefat haberini üzüntüyle aldım. Kendisini nazik ve zarif tavırlarının yanı sıra çalışkanlığı ile de anımsayacağım. İsmet Hanım, 1929 doğumlu olmasına rağmen, pek az insanda görebileceğiniz yaşama sevgisi ve üretkenlikle, ömrüne çok şey sığdırabilmiş bir insandır. Öz-yaşam öyküleri ve çeşitli anı kitaplarının yanı sıra, bana armağan ettiği yüksek öğrenim öyküsü kitabından da bu vesile ile bahsetmek isterim. Haberi çok ani aldığım için cenazesine yetişemedim ancak kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dilerim. İsmet Hanımı her zaman gülen yüzü, nezaketi ve çalışkanlığı ile anımsayacağım. Sevgilerimle. 


Yan tarafta, resim hocamız üstad Avukat Muammer Güngör ile İsmet Hanım'ın kendi yaptığı yağlı boya deniz tablosu ile fotoğrafını görmektesiniz. 


İsmet Çepel'in yüksek öğrenim öyküsü hakkında daha önce yaptığım yorumlar ise aşağıdaki linktedir:
http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/2015/04/ismet-berkozun-yuksek-ogrenim-oykusu.html

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Deraliye Restoran


Deraliye Restoran Sultanahmet'te Ticarethane Sokak'ta yeni açılan bir restoran. Osmanlı mutfağından esinlenilerek menü oluşturduğu için biz de gidip denemek istedik. Osmanlı mutfağı denilince hemen yağlı & etli yemeklerin gelmemesi lazım zira Osmanlı'da tebaası olduğu için Rum yemekleri de pişirilmekteydi. Bu nedenle menüde deniz ürünleri ve bazı tür mezeler de göreceksiniz. Bazı yemek isimlerinin altına yemeğin malzemeleriyle beraber hikayesinin (nereden temin edildiği, hangi yıla ait olduğu vb.) yazılması da ayrıca ilgimi çeken hususlardan oldu. Örneğin bizim de denediğimiz bir yemek olan Kalamar Dolması'nın altında 1851 yılına ait bir Rum hanımın hatıra defterinden tarifin alındığı yazmaktaydı. Veya bazı yemekler için hangi padişahın favori yemeği olduğu da belirtilmekteydi. Bizim için hem lezzet hem de kültür açısından farklı bir deneyim oldu. Restoran hem modern hem de Osmanlı çizgilerine sahip şekilde dekor edilmiş, bu nedenle ferah bir görüntüsü var. Ancak biz gittiğimizde çok tenhaydı, maalesef son zamanlarda yaşananlar (bombalı eylemler vb.) sonucu turistlerin gelmesinin azalmasıyla restorana da rağbet azalmış. En kısa sürede bu günleri atlatmamız umuduyla... Osmanlı mutfağını denemek isterseniz, bu restoranı tavsiye ederim. Link: http://deraliyerestaurant.com/ 

29 Nisan 2016 Cuma

Avukat Ressamlar Resim Sergisi

Birkaç yıllık emeğin sonunda ilk sergimizi açtık! Uzun zamandır konuşuyorduk ancak Baronun içinde bulunduğu durum ve koşullar gereği sürekli ertelendi. Sonunda 5 Nisan avukatlar gününde açılışını yaptık sergimizin. Daha önce farklı zamanlarda sizinle linklerini paylaştığım yağlı boya tabloların ve ilk iki yıl yaptığım kara kalem çalışmalarım bu sergide yer aldı (bu blogda çalışmalarımı bulacaksınız). Kendi adımıza mutluyuz, destek veren ve emeği geçen herkese bradan da bir kez daha teşekkür ederim. Sevgili hocamız Avukat-Ressam Muammer Güngör'e, bize açılışta destek veren İstanbul barosu başkanına ve yönetim kuruluna ve sergimizi gezmek suretiyle manevi desteklerini esirgemeyen avukat arkadaşlarıma da ayrıca bir kez daha teşekkür ederim. Bir sonraki sergimizi de önümüzdeki yol açmaya çalışacağız ancak nerede ve ne şekilde olur henüz bilmiyorum. Sizi bilgilendiriyor olurum, mutlu olun :). Not: İstanbul Barosunun resim kursları aynı şekilde yeni adli yılda devam edecek, ilgi duyan avukat arkadaşlarım katılabilirler.

28 Mart 2016 Pazartesi

Sezgisel Eylem Resim Sergisi


Cem Onat'ın Sezgisel Eylem resim sergisini gezdim bu hafta. Serginin adından da anlaşılacağı üzere, ressam "sezgilerini" tuvale aktarmış, bunun sonucunda da aşağıda göreceğiniz eserler çıkmış ortaya. Sanatçının plastik sanatlar üzerine eğitim aldığını öğrendim, ancak plastik sanatların detayını ilk defa merak edip araştırıyorum. Plastik sanatlar şekil verilebilen malzemelerle oluşturulan resim, heykel, çizim vb. sanat dallarının tümüne verilen bir isimmiş. Ressamın bu sergideki eserleri oluştururken müziğin sihirli dünyasını da eserlerine yansıttığı belirtilmektedir. Aslında tuvallere baktığımızda (büyük tuvallere çalışılmış) müziğin ritmini görmek mümkün, sanki bir ses sensörü gibi hareket-durağanlık resimlerde seziliyor. Gidip görmenizi tavsiye edeceğim ama sanırım sergi 25 Martta sona erdi. Bu nedenle başka bir özel sergide karşılaşırsanız, ilginizi çekmesi umuduyla. İyi eğlenceler!



23 Mart 2016 Çarşamba

Baldır Sirkeci

Bu mekana ilk defa gittim, ancak etkilendiğimi itiraf etmek isterim. Öğrendiğime göre yeni açılmış, ancak hem tarihi binanın hem de içerisinin farklı tarzda döşenmiş olmasının sonucu olarak mekan hem ilgi çekici hem de ferah. Menüleri insana neşe verir şekilde düzenlenmiş, zaten gittiğinizde siz de göreceksiniz. Tavsiyemizi soracak olursanız, sade baldır ile baharatlı patates ve sosisten oluşan daldır tabağı tercih ettik. Aynı şekilde içinde değişik karışımların olduğu baldır ayranı ile patates, kavrulmuş soğan, ekşi maya ve çeşitli baharatlarla pişirilmiş ekmeklerini de mutlaka almanızı öneriyorum. Benim en çok hoşuma giden, ayran ve ekmeği oldu diyebilirim. Online siparişlerde nasıl olduklarını bilmiyorum ancak biz mekandaki hizmetten memnun ayrıldık. Denemenizi tavsiye ederim. İyi eğlenceler!

Adres: Hobyar Mahallesi, Aşir Efendi Caddesi, İmar Han, no: 15/A Fatih / İstanbul

29 Şubat 2016 Pazartesi

Işıl Dural Resim Sergisi

Bu hafta yine Tünel Sanat Galerisine olağan ziyaretlerimden birini gerçekleştirdim. Geçtiğimiz ay neredeyse hiç gidemediğim için, bazı koleksiyon sergileri kaçırdığımız öğrendim ve doğrusunu söylemek gerekirse üzüldüm. Olsun bu hafta, yaşayan bir ressam olan Işıl Dural'i tanıdık: Daha önce resim öğretmenliği ve grafikerlik yapan ressam, şu anda kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmekteymiş. Resimlerden anlayacağınız üzere değişik bir bakış açısı var, sergi kataloğunda yazmıyordu ancak kendisiyle karşılaşmış olsaydım, neden gergedan figürlerini bu kadar çok kullandığını sormak isterdim. Tahta at ve at kafası şeklinde maskeler de çok kullanılmıştı ve eserlerin büyük çoğunluğu sanki ince bir tül perdenin arkasındaymış gibi karanlık ve sisliydi. Belki de sakinliği seven ve kendi kabuğunda yaşayan bir kişidir kendisi. Sergiyi gezmek isterseniz 4 Mart'a kadar Tünel Sanat Galerisinde devam edecek (Müeyyet Sokak, No: 1, Tünel). İyi eğlenceler!



24 Şubat 2016 Çarşamba

Route Burger House

Bazen daha önce denemediğimiz farklı yerlere gitmeyi seviyoruz, bu deneyimlerini sizinle paylaşmayı sevdiğimden, siz de görüyorsunuz zaten. Bu kez de, İstiklal Caddesi'nin bir arka sokağında bulunan (İpek Sokak'ta) Route Burger House'a gittik. Standart bir burger satan yere göre fiyatları biraz pahalı ama gerçekten buna değdiğini düşünüyorum. Öncelikle ekmekleri tazeydi ve içine koydukları malzemeler ile patatesler de yeni pişirilmiş gibi tazeydi. Bir de kendilerinin yaptığı bir İce-tea (buzlu çay) var ancak bana fazla tatlı geldi, burgerin yanına yakıştırmadım. Tabi başka meşrubat seçenekleri de mevcut olduğundan (Beyoğlu gazozu gibi) zorluk çekmeyeceğinizden eminim. Ben içinde rokfor peyniri olduğu için French Burger denedim ve beğendim; ancak deneyenler Italian Burgeri (mozarella peynirli) de çok beğendiklerini ifade ettiler. Damak tadına göre menüde başka seçenekler de mevcut, tek eleştirdiğim nokta servisin biraz yavaş olması. Bu da sanırım siparişten sonra burger hazırlanmaya başlandığı için olsa gerek. İki kişi ortalama 60 TL civarında çıkabilirsiniz, iyi eğlenceler!

16 Şubat 2016 Salı

Meşhur Filibe Köftecisi

Adını çok duyduğumuz bu yere bu hafta gittik. Aslında ben hayal meyal daha önce farkında olmadan gitmiş olabilirim gibi bir izlenime kapıldım ancak sanırım yanlış anımsıyorum. Yeri Sirkeci tramvay durağından yukarıya doğru yürüdüğünüzde, hemen solda kalıyor. Mekan küçük ve giriş de yan sokakta yer alan pasaj gibi başka kebapçıların & restoranların bulunduğu yerden yapılıyor. Köftelerini lezzetli buldum, ancak porsiyonları çok küçüktü. Bir porsiyonda 6 adet köfte var ancak minik minik köfteler olduğundan, bir porsiyon normal bir insan için doyurucu olmayabilir. Porsiyon fiyatı 14 TL, bu nedenle benim baktığım açıdan çok ucuz bir yer gibi görünmedi. Tabi, yemek lezzetli olduğu için ve yüz yıldır bir geleneğin devam ettirilmesi sebebiyle bir genel olarak memnun ayrıldık, ancak gitmek isterseniz yukarıdaki açıklamalarımı da aklınızda bulundurun! İyi eğlenceler!

11 Şubat 2016 Perşembe

Sapanca - Abant Gezi Yazısı

İstanbul Barosu Gezi Kulübünün düzenlediği gezileri takip ediyorum. Geçtiğimiz hafta Sapanca konaklamalı Abant gezisi yaptığını görünce de katılmak iyi olabilir diye düşündük. Ben daha önce Abant'a gitmedim ancak yazın ayrı kışın ayrı güzelliği olduğu söyleniyor. Kış görüntüsü gerçekten harikaydı! 

8 Şubat 2016 Pazartesi

Reyhun Iran Restaurant

Arada sırada -önerilere açık biri olarak- dünya mutfaklarından bir restoran tavsiye edildiğinde denemek amaçlı gidiyorum. Aslında gittiğim restoran yemeklerini yaptığı mutfağı ne kadar başarılı teslim ediyor bilmiyorum ancak sonuçta elimdeki tek örnek o ve ben bu konuda da çok bilgili birisi değilim :). Daha önce Ortadoğu mutfağından Arap yemeği olan falafel denemiştim, şimdi de Taksim'de bulunan bir İran restoranına gitmeye karar verdik. Reyhun Restoran Galatasaray Lisesi'nin hemen sağından aşağı doğru yürüdüğünüzde, 50 mt bile uzaklaşmadan hemen sağda yer alıyor. İran yemekleri konusunda çok bilgim yoktu ancak mutfaklarında safranı çok kullandıklarını duymuştum, bu nedenle öncelikle safranlı pilav ve yanında tavsiye edilen bir yemek olan ve iki etin (piliç ve kırmızı et) birleşimi ile yapılan "Çelokebap Negini" denedim.  İçecek olarak "İranian Doogh" tavsiye edebilirim, sodalı bir tür ayran da diyebiliriz buna. Bizim damak tadımıza yakın lezzetleri olduğunu söylemek isterim, fiyatları ise aşağıdaki menüde görüldüğü gibi. Denemek isterseniz tavsiye ederim. İyi eğlenceler!

28 Ocak 2016 Perşembe

Ben Akseki'yim Fotoğraf Sergisi

Geçtiğimiz haftalarda Resim Kursu olarak organize ettiğimiz yemeğe giderken Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde bu sergiyi fark ettim. Antalyalı olduğum için serginin adı ilgimi çekti: Toroslar'da Mekan, Akdeniz'de Zaman: Ben Aksesi'yim. Fotoğraf sanatçısı Attila Durak'ın fotoğraflarından oluşan sergi aynı adla çıkarılmış bir kitapta yer alan fotoğrafların bir kısmını sergiliyor (kitap başka yazarların da katkılarıyla sanırım daha geniş birikimi içeriyor). Fotoğraflar ise yöre insanının yaşan tarzı, sokak hayatı, evleri, Akseki'nin eski yolları, geniş bozkırı, hayvanlarını ve obruklarını gösteriyor. Bu anlamda fotoğrafları incelemek çok hoşuma gitti, bir taraftan da çok tanıdık geldi. Sergi maalesef 10 Ocak'ta sona ermiş, ancak belki de kitabını edinmek istersiniz diyerek paylaşıyorum. İyi günler dilerim.