29 Şubat 2016 Pazartesi

Işıl Dural Resim Sergisi

Bu hafta yine Tünel Sanat Galerisine olağan ziyaretlerimden birini gerçekleştirdim. Geçtiğimiz ay neredeyse hiç gidemediğim için, bazı koleksiyon sergileri kaçırdığımız öğrendim ve doğrusunu söylemek gerekirse üzüldüm. Olsun bu hafta, yaşayan bir ressam olan Işıl Dural'i tanıdık: Daha önce resim öğretmenliği ve grafikerlik yapan ressam, şu anda kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmekteymiş. Resimlerden anlayacağınız üzere değişik bir bakış açısı var, sergi kataloğunda yazmıyordu ancak kendisiyle karşılaşmış olsaydım, neden gergedan figürlerini bu kadar çok kullandığını sormak isterdim. Tahta at ve at kafası şeklinde maskeler de çok kullanılmıştı ve eserlerin büyük çoğunluğu sanki ince bir tül perdenin arkasındaymış gibi karanlık ve sisliydi. Belki de sakinliği seven ve kendi kabuğunda yaşayan bir kişidir kendisi. Sergiyi gezmek isterseniz 4 Mart'a kadar Tünel Sanat Galerisinde devam edecek (Müeyyet Sokak, No: 1, Tünel). İyi eğlenceler!



24 Şubat 2016 Çarşamba

Route Burger House

Bazen daha önce denemediğimiz farklı yerlere gitmeyi seviyoruz, bu deneyimlerini sizinle paylaşmayı sevdiğimden, siz de görüyorsunuz zaten. Bu kez de, İstiklal Caddesi'nin bir arka sokağında bulunan (İpek Sokak'ta) Route Burger House'a gittik. Standart bir burger satan yere göre fiyatları biraz pahalı ama gerçekten buna değdiğini düşünüyorum. Öncelikle ekmekleri tazeydi ve içine koydukları malzemeler ile patatesler de yeni pişirilmiş gibi tazeydi. Bir de kendilerinin yaptığı bir İce-tea (buzlu çay) var ancak bana fazla tatlı geldi, burgerin yanına yakıştırmadım. Tabi başka meşrubat seçenekleri de mevcut olduğundan (Beyoğlu gazozu gibi) zorluk çekmeyeceğinizden eminim. Ben içinde rokfor peyniri olduğu için French Burger denedim ve beğendim; ancak deneyenler Italian Burgeri (mozarella peynirli) de çok beğendiklerini ifade ettiler. Damak tadına göre menüde başka seçenekler de mevcut, tek eleştirdiğim nokta servisin biraz yavaş olması. Bu da sanırım siparişten sonra burger hazırlanmaya başlandığı için olsa gerek. İki kişi ortalama 60 TL civarında çıkabilirsiniz, iyi eğlenceler!

16 Şubat 2016 Salı

Meşhur Filibe Köftecisi

Adını çok duyduğumuz bu yere bu hafta gittik. Aslında ben hayal meyal daha önce farkında olmadan gitmiş olabilirim gibi bir izlenime kapıldım ancak sanırım yanlış anımsıyorum. Yeri Sirkeci tramvay durağından yukarıya doğru yürüdüğünüzde, hemen solda kalıyor. Mekan küçük ve giriş de yan sokakta yer alan pasaj gibi başka kebapçıların & restoranların bulunduğu yerden yapılıyor. Köftelerini lezzetli buldum, ancak porsiyonları çok küçüktü. Bir porsiyonda 6 adet köfte var ancak minik minik köfteler olduğundan, bir porsiyon normal bir insan için doyurucu olmayabilir. Porsiyon fiyatı 14 TL, bu nedenle benim baktığım açıdan çok ucuz bir yer gibi görünmedi. Tabi, yemek lezzetli olduğu için ve yüz yıldır bir geleneğin devam ettirilmesi sebebiyle bir genel olarak memnun ayrıldık, ancak gitmek isterseniz yukarıdaki açıklamalarımı da aklınızda bulundurun! İyi eğlenceler!

11 Şubat 2016 Perşembe

Sapanca - Abant Gezi Yazısı

İstanbul Barosu Gezi Kulübünün düzenlediği gezileri takip ediyorum. Geçtiğimiz hafta Sapanca konaklamalı Abant gezisi yaptığını görünce de katılmak iyi olabilir diye düşündük. Ben daha önce Abant'a gitmedim ancak yazın ayrı kışın ayrı güzelliği olduğu söyleniyor. Kış görüntüsü gerçekten harikaydı! 

8 Şubat 2016 Pazartesi

Reyhun Iran Restaurant

Arada sırada -önerilere açık biri olarak- dünya mutfaklarından bir restoran tavsiye edildiğinde denemek amaçlı gidiyorum. Aslında gittiğim restoran yemeklerini yaptığı mutfağı ne kadar başarılı teslim ediyor bilmiyorum ancak sonuçta elimdeki tek örnek o ve ben bu konuda da çok bilgili birisi değilim :). Daha önce Ortadoğu mutfağından Arap yemeği olan falafel denemiştim, şimdi de Taksim'de bulunan bir İran restoranına gitmeye karar verdik. Reyhun Restoran Galatasaray Lisesi'nin hemen sağından aşağı doğru yürüdüğünüzde, 50 mt bile uzaklaşmadan hemen sağda yer alıyor. İran yemekleri konusunda çok bilgim yoktu ancak mutfaklarında safranı çok kullandıklarını duymuştum, bu nedenle öncelikle safranlı pilav ve yanında tavsiye edilen bir yemek olan ve iki etin (piliç ve kırmızı et) birleşimi ile yapılan "Çelokebap Negini" denedim.  İçecek olarak "İranian Doogh" tavsiye edebilirim, sodalı bir tür ayran da diyebiliriz buna. Bizim damak tadımıza yakın lezzetleri olduğunu söylemek isterim, fiyatları ise aşağıdaki menüde görüldüğü gibi. Denemek isterseniz tavsiye ederim. İyi eğlenceler!

28 Ocak 2016 Perşembe

Ben Akseki'yim Fotoğraf Sergisi

Geçtiğimiz haftalarda Resim Kursu olarak organize ettiğimiz yemeğe giderken Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi'nde bu sergiyi fark ettim. Antalyalı olduğum için serginin adı ilgimi çekti: Toroslar'da Mekan, Akdeniz'de Zaman: Ben Aksesi'yim. Fotoğraf sanatçısı Attila Durak'ın fotoğraflarından oluşan sergi aynı adla çıkarılmış bir kitapta yer alan fotoğrafların bir kısmını sergiliyor (kitap başka yazarların da katkılarıyla sanırım daha geniş birikimi içeriyor). Fotoğraflar ise yöre insanının yaşan tarzı, sokak hayatı, evleri, Akseki'nin eski yolları, geniş bozkırı, hayvanlarını ve obruklarını gösteriyor. Bu anlamda fotoğrafları incelemek çok hoşuma gitti, bir taraftan da çok tanıdık geldi. Sergi maalesef 10 Ocak'ta sona ermiş, ancak belki de kitabını edinmek istersiniz diyerek paylaşıyorum. İyi günler dilerim.






13 Ocak 2016 Çarşamba

Oculus Noctua Resim Sergisi

Sergiyi ilk görünce muhtemelen sizin de yaptığınız gibi serginin adını merak ettim. Latince olan bu kelimenin tercümesi "The eye of an owl" yani "Baykuş gözü/gözünden" diyebiliriz ancak ben bu ifadenin sembol olduğunu düşünüyorum. Baykuşun bilgeliği simgelediği düşünülürse, bilgenin gözünden anlamı da olabilir (Latince bilmiyorum) :). Sergi Merve Güven adında bir sanatçıya ait, kendisi güzel sanatlar konusunda lisans-yüksek lisans yapmış ve halen doktoraya devam eden bir ressam. Genç yaşına rağmen pek çok karma sergiye katılmış ve birkaç kişisel sergi de gerçekleştirmiş. Resimlerinden beğendiğim parçaların fotoğraflarını çektim, sizin de beğeninize sundum. Ressamın alışılmışın dışında bir tarzı var, soyut çalışmaya benzese de, figüratif eserler vermiş gibi görünüyor. Bazı çalışmalarında kağıt, telis kumaşı gibi karışık teknikler de kullanmış. Sergiyi ziyaret etmek isterseniz 22 Ocak 2016 tarihine kadar Tünel Sanat Galerisi'nde ziyarete açıktır. Şimdiden iyi eğlenceler!

11 Ocak 2016 Pazartesi

Karaköy - Hasköy Gezi Yazısı


İstanbul Barosu'nun resim kursu ekibinden katılımcı hanımların daveti ile baronun ara ara düzenlediği İstanbul gezilerinden birine katıldım. "Fener Balat Avyansaray" kitabının yazarı olan Ahmet Faik Özbilge'nin rehberliğinde Karaköy'de başlayan turumuz neredeyse bir tam gün sürerek Hasköy'de son buldu. Karaköy'de önünden defalarca geçmeme rağmen hikayesini/ne olduğunu bilmediğim pek çok bina olduğunu fark ettim. Aklımda kaldığı kadarıyla bazılarından bahsetmek isterim. Güzergahımız Fransız Geçidi ve çatılardaki Rus kiliseleri ile başladı. Karaköy'de çatısında yeşil bir kubbe olan bir bina görürseniz, orası çok yüksek ihtimalle bir Ortodoks kilisesidir :). Biz de beş kat merdiven çıkarak bir tanesine bakmak istedik ancak pazar günü olduğundan içeride Rus & Gürcü olduğunu tahmin ettiğim bir cemaatin pazar ayini vardı.
Sağdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere, Aya Panteleymon Kilisesindeki cemaat pazar ayinini icra etmektedir. Yürüme mesafesinde bile üç-dört kilise bulunduğunu görünce çok şaşırdım ancak sanırım inanç farklılıklarından dolayı cemaat profilleri farklı. Soldaki fotoğrafta Türk kökenli Hristiyanlar için varlık gösteren Türk-Ortodoks kilisesinden çekilen bir fotoğrafı görüyorsunuz. Eskiden Karaköy'deki kiliselerde fotoğraftaki gibi gemiler mevcutmuş, sebebi de liman olması dolayısıyla İstanbul'u transit kullanan denizcilerin ibadetlerini yaptıkları yer olmasıymış.


Karaköy'de ve Galata'daki kiliselerin, sinagogların, namlı mimli sokakların ve yabancı okulların yanı sıra, Kurşunlu Mahzen Cami olarak da bilinen sıra dışı bir yer altı cami mevcuttur (solda). 15. yy ait haritalarda bu caminin silahhane olarak gösterildiğim belirtilmektedir. Günümüzde ise içerisi cami gibi dekor edilmiş olup, bazı sahabelerin türbeleri de ışıklandırılmış şekilde cami içinde yer almaktadır. Bu camiden çıktıktan sonra Karaköy motor iskelesinden Sütlüce'ye doğru yola çıktık. Yolculuk sırasında Galata Köprüsü, Bahriye Divanhanesi, Deniz Hastanesi ve tersaneler hakkında biraz bilgi edindikten sonra Sütlüce'ye indik.

Artık öğle yemeği vakti geldiğinden, mezbahaları ve sakatatları ile ünlü Sütlüce'de uykuluk yapan bir mekana gittik (Sadrazam Mahmut). Yalnızca uykuluk değil mekana özgü başka lezzetler de mevcuttu (manda kaymağı ve tereyağıyla yapılan kavurmalı bulgur pilavı gibi). Bu nedenle yolunuz düşerse bu mekana uğramanızı tavsiye ederim. Yemekten sonra Lengerhane, Karaim Sinagogu, Maalem Sinagogu, eskiden sinagog olan Safiye Sultan Kahvesi ve Aya Paraskevi Kilisesini ziyaret ettik. Bir hususu açıklığa kavuşturmak isterim, gezimizi pazar günü yaptığımızdan, bazı kiliselerde ayin vardı ve giremedik. Sinagoglar ise maalesef ziyarete kapalıydı, yalnızca dışından görebildik.


Son durağımız Hasköy'deki Aynalıkavak Kasrı'ydı. 17. yüzyılda inşa edilen saray önceleri tersane sarayı olarak tanınmış ve tadilat sonrasında odalarına konulan aynalar sebebiyle bu isimle anılmaya başlanmıştır. Padişahların pek uğrak yeri olmasa da, tersane ziyaretlerinde ve sünnet düğünü sebebiyle zaman zaman kullanılmıştır. Günümüzde içinde sergilenenlerin bir kısmı orijinaline uygun şekilde yerleştirilen eşyalardan oluşmaktadır. Bizim ziyaretimiz sırasında bodrum katındaki (mutfak vb. salonların bulunduğu) tadilat henüz sona ermemişti.

Güzel bir pazar günü geçirdik, hem yıllarca İstanbul'da yaşamama rağmen görmediğim yerler keşfettim hem de daha önce denemediğim bir tat tecrübe ettim. Size nasıl gideceğinizi anlattım, siz de deneyin :)

1 Ocak 2016 Cuma

Yeni Yil Planlari - 2016


Geçtiğimiz yıl yeni yıla girerken bir önceki yılı değerlendirip 2015'te yapmayı planladığım aktiviteler hususunda bir yazı yazmıştım. Bu yazıları rutine dönüştürmeye karar verdim, çünkü böyle olunca kendim için daha çok şey yaptığımı fark ettim :). 2015 yılı benim için oldukça güzel geçti, hem hayatım pek çok açıdan düzene girdi hem de çok huzurluydum. Umarım bu yıl da böyle geçer :). Düzenli olarak bloglara kendimle ilgili kayıtlar girdiğim için (bir anlamda günlük gibi düşünüyorum bloglarımı) geçtiğimiz yılın değerlendirmesini daha rahat yapabiliyorum. 2015 yılında yaptığım kazanımlarım:

- Kitap bloguma 51 kayıt girmişim, bu durumda haftada bir kitap okumak şeklinde bir tempom olduğunu söyleyebilirim: http://mahrem-i-esrar.blogspot.com.tr/

- Sinema bloguma 70 kayıt girmişim, bu durumda ayda yaklaşık altı film izlemişim diyebilirim. http://sinemubi.blogspot.com.tr/

- Bu blogda yazdıklarıma bakılırsa, geçtiğimiz yıl daha önce detaylı şekilde görmediğim 7 yere gitmişim (Eskişehir, Van, Amsterdam, Gaziantep, Münih, Salzburg, Selanik-Kavala gazi yazıları), 3 kere yurt dışına çıkmışım. 2 yeni yemek öğrenmişim ve planladığım gibi 2 yağlı boya tablo bitirmişim :) Ayrıca bol bol resim & fotoğraf sergisi gezmişim ve yeni bir hobi edinmişim: Mozaik çalışma. Umarım kalıcı olur.  

Fena değil bence, beni mutlu etti. Bakalım 2016 için planladıklarımın ne kadarını yapabileceğim (2015 kadar güzel olsun yeter aslında):

- Haftada bir kitap okuma fırsatım olsun, çok ideal! Ancak bu yıl en azından 3 tane İngilizce kitap okumak istiyorum, bu konuya ağırlık vereceğim.
- Daha fazla tiyatro, resim sergisi, fotoğraf sergisi vb. gitmeliyim, her geçen yıl azaldığını fark ettim. 
- Resim kursunu aksatmayacağım ve yine planım iki adet tablo bitirmiş olmak!
- Yüksek lisans hedefim yine devam ediyor, Ales'e girdim ve YDS sınavına da hazırlanıyorum, umarım bu yıl başvurularımı gerçekleştireceğim. 
- Değişik bir kursa hala gitmek istiyorum, yemek veya makyaj, umarım gerçekleştirebilirim. 
- Bu yıl da en az 2 kere yurt dışına çıkmak istiyorum :) Hem İstanbul'u hem de Türkiye'yi elimden geldiğince keşfetmeye devam edeceğim. 
- Hala kontrollü olmak istiyorum (hangi konuda olduğu bende saklı)
- Bu yeni bir şey; çiçek edinmek istiyorum.
- Bu yıl iki makale yayınlatmak istiyorum, komisyon çalışmalarına da devam edeceğim, umarım nefes almaya da fırsat bulurum :))

Geçen yıl ile aynı şekilde bitireceğim yazımı, planlarımı gerçekçi yaptığım için gerçekleştirebileceğimi düşünüyorum, yeter ki fırsatım ve sağlığım olsun. Ben çalışmalara başladım bile, siz ne alemdesiniz? Herkese mutlu yıllar dileğimle! Sevgiler :). 

30 Aralık 2015 Çarşamba

Renklerin Büyülü Dünyası - 5

Uzun zamandır sizinle yaptığım tabloları paylaşmıyordum, ancak bunun sebebi bu tabloyu çok uzun sürede bitirebilmiş olmam :). Yandaki tablonun üzerinde mayıs ayından bu yana çalışıyorum ve ancak bitirebildim (aslında bu kadar uzun sürmezdi ancak yazın kursumuzun da tatile girmesini fırsat bilerek hiç çalışmadım). Bu tabloya başlarken çok düşündüm, çünkü orijinalı fotoğraftı. Daha önce fotoğrafa bakarak çalışma yapmadığım için alacağım sonuç beni korkutuyordu. Ancak şu an aldığım sonuca bakarak, iyi ki bu kararı almışım diyorum. Şimdiye kadar yaptığım resimler arasında en çok bu tabloyu beğendim, demek ki bazen cesur kararlar almak gerekiyor :). Diğer resimlerimde olduğu gibi aşağıda sizinle yapılış aşamalarını paylaşıyorum, , öncelikle neyin resmini yapmak istediğimize karar veriyoruz, akabinde oranlara dikkat ederek (daha önce bu hususta birkaç paylaşım yapmıştım) tuvale hafifçe çiziyoruz.


Renklendirme aşamasında geçerken, ben genellikle resme fon olacağını düşündüğüm bir renkle tuvali boyuyorum. Yağlı boya kuruduktan sonra üzerine başka renkler uygulanabildiğinden, bu durum problem yaratmıyor. Orijinal resme bakarak bu resimde bej bir fon kullandım, orman veya deniz tablosu yapacaksanız duruma göre açık mavi veya su yeşili kullanabilirsiniz. Detayları yapmak biraz daha zahmetli ve zor oluyor tabi, bu nedenle boy boy fırçalar alarak bu detayları uygun fırçayla yapmak daha iyi bir sonuç almanızı sağlayacaktır. 

Benim bu tuvalimin ölçüsü 35x50 cm, şimdilik büyük tuvallerde çalışmıyorum, bu nedenle ince detaylı resimler yapmaya henüz başlamadım, ancak başlangıç için elbise-kolye detayları yeterli oldu. Yine her zamanki gibi canlı renkler ve sarı tonları kullanmışım, nedense elim hep bu boyalara gidiyor. Henüz tam oluştuğunu söyleyemesem de, sanırım benim tarzım bu: canlı renkler. Uzun sözün kısası, biraz zaman aldı ama güzel bir sonuç aldım, siz de deneyin :).

Renklerin Büyülü Dünyası - 4
http://gundelikpaylasimlar.blogspot.com.tr/2015/04/renklerin-buyulu-dunyas-4.html

28 Aralık 2015 Pazartesi

Mustafa Köseoğlu Resim Sergisi

Bu hafta sonu yine her zamanki ritüelimi gerçekleştirdim :). Cumartesi günleri kursa gittiğimde Tünel Sanat Galerisi'ne uğramazsam kendimi bir şeyleri unutmuş gibi hissediyorum. Bu hafta Mustafa Köseoğlu'nun resim sergisi vardı galeride. Ressamın eserlerini beğendim, renkleri parlak ve mavi-mor tonlarında seçmiş genellikle ve figüratif eserler vermiş. Figüratif resimler diğer eserlerden daha çok dikkatimi çekiyor benim. Sergi kataloğunda yazan cümleler de tam benim ressama ilişkin düşüncemi yansıtıyor: "Resminin omurgası vazgeçilmez bir desen anlayışına dayanır. Bir renk ve figür ressamıdır. Anlık hareketi önemser... Renk ve çizgi coşkusu anatomik değerler ile bütünleşen çizgi zenginliği ve kendine özgü bir biçem anlayışı soyutlayıcı tavır ve rengin lekeye dönüştüğünde yer yer soyutu çağrıştıran tatlar resminin göstergeleridir." Vaktiniz olursa gezmenizi tavsiye ederim, sergi 31 Aralık tarihine kadar Tünel Sanat Galerisinde devam edecek. İyi eğlenceler dilerim!

24 Aralık 2015 Perşembe

Hisart Canlı Tarih Müzesi - Çağlayan

Bu hafta sonu bu kez spontane olarak değil, planlayarak Hisart Canlı Tarih Müzesine gittik. Öncelikle nasıl gittiğimizden bahsedeyim, Metrobüsle Çağlayan kadar gittik ve İstanbul Adalet Sarayının önünden telefonun navigasyonu yardımıyla on dakika kadar yürüdük. Dilerseniz müzenin internet sitesinde görülen telefonla da konuşabilirsiniz, size yolu tarif ediyorlar. Ulaşmak zor değil, biraz yürüyüp müzeye vardıktan sonra gittiğinize değdiğini göreceksiniz. Müze dört kat ve kafeteryadan oluşuyor ve tarihi açıdan kronolojik bir sırayla eserler sergilenmiş. müzenin kurucusu olan Nejat Çuhadaroğlu kendi resim & maket yapma tutkusu ile ortaya çıkardığı eserler ve yıllardır biriktirdiği koleksiyon eserler ile bir müzeyi dolduracak birikime ulaşmış. Özellikle Osmanlı tarihine ilgi duyanların çok seveceğini tahmin ediyorum, bence bir ziyaret edin. İyi eğlenceler!


23 Aralık 2015 Çarşamba

Işık Okulları Sanat Eğitimcileri Resim Sergisi

Geçen hafta sonu arkadaşlarla Ortaköy'de buluşmak için randevulaşmıştık. Beyoğlu'nda olduğum için önce Osmanbey'e geçip Nişantaşı'nda biraz yürüyüp Ortaköy'e taksiyle gitmeye karar vermiştim. Nişantaşı'nda Işık Okullarının bir sanat galerisi olduğunu ve resim-heykel sergisinin sergilendiğini fark ettim. "Işık Okulları Sanat Eğitimcileri" sergisi adı altında yirmiden fazla sanatçının resim ve heykelleri fazla geniş olmayan ama hemen cadde üzerindeki galeride 24 Kasım'da ziyarete açılmış. 24 Kasımın tercih edilmesinin sebebi, Işık Okullarında eğitimcilik yapan kişilerin eserlerinin sergileniyor olması, o nedenle genel bir tema yok. Sergi üç hafta boyunca devam ettiği düşünülünce (12 Aralıkta sergi sona ermiş) maalesef şu an kapanmış oluyor ama ben yine de sergiden beğendiğim bazı eserleri sizinle paylaşmak istiyorum. Takip etmek istiyorsanız "Galeri Işık" adı altında arama yaparak adresini öğrenebilirsiniz.